10 Aralık 2019 Salı

Otizmli Çocuğu Darp Eden 'Yaşam Koçu'ndan İlginç Açıklama : 'Kendine Zarar Vermesin Diye Yaptım'

Kadıköy’deki bir spor salonunda tedavisi ve eğitimine yardımcı olması için kendisine emanet edilen 9 yaşındaki otizmli bir çocuğu darp eden yaşam koçunun görüntüleri kamuoyunun tepkisini çekti. Hakkında 1 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açılan yaşam koçu kendisini çok ilginç açıklamayla savundu.

Davanın ilk duruşması 11 Nisan 2019’da görüldü. Sanık U.D. burada kendisini, “O anki davranışlarım tamamıyla çocuğun kendisine zarar vermesini önlemek amacıyladır. Mağdurun otizmli olması sebebiyle daha önce kendisine ve çevresine zarar verdiği olmuştur. Kriz anlarında kendini yere atan bir çocuktur” diye savundu.

1 buçuk yıla kadar hapsi istendi

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, yaşam koçu U.D. hakkında, “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı kasten basit yaralama” suçundan 8 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Bilirkişi: "Fiziksel şiddetin yanı sıra psikolojik şiddet de uygulandı"

Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ikinci görülen duruşmaya, tutuksuz sanık U.D. katılmazken, çocuğun annesi B.Ö. ile taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Müşteki avukatı söz alarak, “Dava, basit yaralamadan açılmıştır. Bakım ve gözetim altında bulunan, ruh sağlığı bakımından kendini savunamayacak durumda olan mağdur çocuğa uygulanan şiddet fiziksel ve psikolojik etkileri bakımından eziyet suçu kapsamında girmektedir. Üstelik eziyet suçu nitelikli hâl taşımaktadır. Sanık, kaçma şüphesi ortadayken 4 ay boyunca ifade vermekten kaçmıştır” diyerek sanığın tutuklanmasını istedi.

Sanık avukatı: “Şiddete yönelik bir eylem yoktur”
Sanık avukatı ise, “Müvekkilimin tehdit altında olduğu bir dönemdir. Bu dosyadaki ifadesinden sonra şikâyet hakkını kullanmıştır. Şiddete yönelik bir eylem yoktur” dedi.

Mahkeme ara kararında, müşteki avukatının sanığın tutuklanması yönündeki talebini, sanığın savunmasının alınmış olması ve suçun tutuklama yasağı kapsamında kalmasını gerekçe göstererek reddine karar verdi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.


Terk Edilenler Buraya



Her canlıyı üzer  terk edilmek
Hele ki terk edeni seviyorsan
Yanar yüreğin!
Hazımsızlık baş gösterir.
Vücudun her hücresi acı içinde acı içinde kıvranır
Hiç kimse seni teselli edemez.
Ruhun kalbin aklın arasında sıkışır kalır.
Aklın bitti derken kalbin bitmedi der.


Yaşam Koçu Sevil Tunç'dan Muhteşem Sohbet




Yaşam Koçu Sevil Tunç'dan Barış Yarkadaş ile Biraz Özel Biraz Siyasi Samimi Güzel Bir Sohbet

29 Kasım 2019 Cuma

BEBEĞİN ANNE KARNINDAKİ İLK TEKMELERİ

Anne karnında bebeğin bilinç ve sinir sistemi gelişimiyle birlikte, anne ile arasında duygusal etkileşimlerinde başlamış olduğunu anlatan Sevil Tunç;

Bu dönemde annenin karnındaki bebeği fiziksel olarak geliştirmekle kalmayıp aynı zamanda bilinçsel ve duygusal olarak geliştirmektedir.Bu dönemde anneyi dışarıdan gören göz pasifleştiğini ve çekingen olduğunu görür bu duygu durumu aslında bebeğinizin sizi ilk tekmelemesidir. Sizi ve dış dünyayı hissediyor. Sizin gözünüzden görüyor ve siz onu bu karşılaşmadaki halini tüm benliğinizde hissediyorsunuz.Çoğu anne ve baba adayı bu dönemi gereksiz duyulan endişelerle ve huzursuzluklarla geçirir. Bebeğin dış dünyayı tanıması ilerledikçe annenin duygu karmaşıklığı azalacaktır.

ANNE GÜVEN DUYGUSU AŞILAR

Bebek için anne karnının, bilinçsel, duygusal ve fiziksel olarak yoğunlaştırılmış süper bir gelişim merkezi olduğunu vurgulayan yaşam koçu  Tunç, şöyle konuşuyor.

Hamilelikte anne, bebeğin ve hamileliğin etkisiyle farklı duyguların yaşandığı bir döneme girer.Annenin hamilelik sürecinde yaşadığı en güçlü duygu sahiplenme duygusudur. Bunun bebekteki karşılığı ise  güven duygusudur. Bu dönemde bebeğin yaşadığı her şey anneden gelen güven duygusu temelinde gerçekleşir.Bu yüzdendir ki normal hayatta, güvenli yaşam alanı en öncelikli ihtiyacımızdır.

27 Kasım 2019 Çarşamba

İYİ PARTİ HAYRETTİN NUHOĞLU İLE SİYASET DIŞI SOHBETİMİZ..



İNSANLAR İÇİNDE BİR İNSAN, İYİ PARTİ MİLLETVEKİLİ SAYIN HAYRETTİN NUHOĞLU İLE SİYASET DIŞI SOHBETİMİZ..

Yaşam Koçu : Sevil Tunç

Yaşam Koçu Sevil Tunç 'Kendime Mesaj' Adlı Kitabı Çıktı

Yazar ve Yaşam Koçu Uzmanı Sevil Tunç, kitabında "Yaşanılan her olayın kişinin iç dünyasında kendine mesaj olarak algılaması ve yorumlamasıdır" derken kişinin hayat yolculuğunda yalnız olmadığını bu yolculuğa tüm soyuyla devam ettiğini ve soydan gelen bilgilerin DNA ile taşınarak bilinçaltında bulunduğunu belirtiyor.

Kalıtımsal bilginin vücut kimyasına etkisi

Yaşam Koçu Sevil Tunç, DNA üzerinde bilgi yazılması ve kayıtlı bilginin bilince taşınması üzerine çeşitli uluslararası üniversitelerle 10 yıldır araştırmalar sürdürüldüğünü, kendisinin de aynı zaman da kalıtımsal bilgilerin bilinçaltı tesiri ve vücut kimyasına etkileri üzerine tez hazırlandığını vurguluyor. Ayrıca da kişinin anne karnındaki bilinçaltı oluşumuyla edinilen bilgiler ve soyundan gelen bilgilerin, hayatı nasıl şekillendirdiğini örneklerle özetliyor.

Yunus Emre’nin kişisel gelişim yolculuğuyla, insanın yaşayacağı en büyük travmaların bile kin ve nefretten sıyrılıp nasıl bir sevgi kaynağına dönüşebileceğini gösteriyor. Kendime Mesaj, insanın hayat yolculuğunun genetik biliminden tasavvufa kadar farklı ve geniş bir bakış açısıyla incelendiği sade bir dille oluşturulmuş kolay okunabilen fakat kolay kolay unutulamayacak bir eser olarak okuyucuyla buluşuyor. Kitabında sohbet dilini kullanana yazar, okuyucularına “Bitanem” diye hitap ediyor.

Yaşam Koçları Ne Yapar

Yaşam koçu koçluk teknikleriyle sizi hayatınızda olup bitenin dışına çıkarıp resmin tamamını görmenizi sağlar.

– Duygu, düşünce ve davranışlarınıza bir üst boyuttan bakmanızı sağlayarak farkındalığınızı arttırır.

– Güçlü sorular sorarak bugüne kadar hiç düşünmediklerinizi düşünmenizi sağlar.

– Bakış açınızı genişletmenizi ve seçeneklerinizi arttırmanızı sağlayarak zihinsel esneklik kazanmanızı sağlar.

– Kendiniz için en doğru hedefi bulmanızı (eğer bulduysanız bu hedefi parlatmanızı) sağlar.

– İçsel motivasyon kaynaklarınızı bulmanıza yardımcı olur.

– Hedefinize ulaşmak için atacağınız doğru adımları bulmanıza yardımcı olur ve harekete geçmenizi destekler.

– Planlı bir gelişim ve değişim sürecinde size rehberlik eder.

– İçsel kaynaklarınıza ulaşıp potansiyelinizi açığa çıkarmanıza yardımcı olur.

Ayrıca profesyonel bir yaşam koçu tüm bunları yaparken; Size akıl vermez, yargılamaz ya da egonuzu besleyecek bir davranışta bulunmaz. Koç sadece ayna ve kaldıraç görevinde size destek verir. İşte bu yüzden profesyonel bir koçluk alarak değişim yaratmış iseniz kalıcı bir değişim elde edersiniz. Çünkü yapan da başaran da SİZSİNİZ.

28 Ekim 2019 Pazartesi

Belediyeden, kadın günlerine diyetisyen ve güzellik uzmanı hizmeti

Yeni Mahalle’de ikamet eden Emine Demirdal’ın ev sahipliğinde gerçekleşen ilk gün ziyaretine; Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, Keşan Belediyesi Sağlık Birimi Sorumlusu Eylem Akdemir, Diyetisyen Emre Can Karakaşlı, Yaşam Koçu ve Güzellik Uzmanı Eylem Tosyalı ile kadınlar katıldı.

Keşan Belediyesi olarak vatandaşların her anında yanı başında ve onlara destek olmak için çalıştıklarını belirten Belediye Başkanı Helvacıoğlu, “Biz belediye olarak sağlığın her şeyden önce geldiğinin farkındayız. Belediye olarak vatandaşımızın sağlığını korumak ve yaşam kalitesini artırma amacındayız. İlçemizde yaşayan vatandaşların sağlığını da en az yaptığımız fiziki yatırımlar kadar önemsiyoruz. Vatandaşlarımızın sosyalleşirken beslenme problemi yaşamamalarını istiyoruz. Ayrıca güzellik ve bakım ile yaşam koçu alanlarında da kadınlarımıza günlerde bilgilendirmeler yapacağız.” dedi.

Mustafa Helvacıoğlu’ndan sonra söz alan Diyetisyen Emre Can Karakaşlı, amaçlarının vatandaşlarının günlerde daha sağlıklı beslenmesi konusunda bilinçlendirmek olduğunu belirterek, “Kadınlarımıza günlerde yapılan yemeklerin ileriye doğru ne gibi hastalıklara neden olabileceğini anlatıyoruz. Var olan hastalıklarını tıbbi beslenme ve diyet ile tedavisini gerçekleştireceğiz. Ayrıca amacımız günlerde obeziteye dikkat çekip, fiziksel aktiviteleri artırmak ve daha kaliteli bir yaşama teşvik etmek olacak. Hareketlilik ve su tüketimi çok önemli.” diye konuştu.

Günde, Güzellik Uzmanı ve Yaşam Koçu Eylem Tosyalı da kişisel bakımın; kişinin çevresi ve yakınlarıyla kurduğu ilişkilerde önemli rol oynayan aynı zamanda hayatın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesini sağlayan başlıca etmenlerden olduğunu ifade etti ve şunları söyledi: “Günde kadınlarımıza hava şartlarından ve dış etkenlerden ciltlerini nasıl korumaları gerektiğine dair bilgiler paylaşıyoruz. Ayrıca yaşam koçluğu çerçevesinde insanlarının genel yaşam standartlarını yükseltmeyi hedefleyen ve bunu yaparken akıl vermek yerine kendi potansiyellerinin farkına varmalarını amaçlıyoruz. Bizim yaptığımız kadınlarımızla bir nevi yol arkadaşlığı. Biz de kadınlarımızla yaptığımız görüşmelerde onların isteklerini, kendi potansiyelleri ve ivmeleri doğrultusunda yol haritası çıkaracağız. Yol arkadaşlığımız ile değişim ve dönüşüm kendiliğinden gelecektir.”

Keşan Belediyesi’nin günlerde diyetisyen ve güzellik uzmanı hizmetinin davet üzerine belirlenecek programlar dahilinde süreceği ve Keşan Belediyesi Muhtarlık İşleri Müdürlüğü’nden gerekli bilgilerin alınabileceği dile getirildi. 

DIŞ TİCARETTE YENİ ROTAMIZ: AFRİKA

Yıldırım: GTO olarak ihracatta bir Gaziantep Modeli oluşturmaya çalışıyoruz.

Gaziantep Ticaret Odası (GTO) geçtiğimiz gün önemli bir toplantıya ev sahipliği yaparak 5 Afrika ülkesindeki ticaret müşavirlerimiz ile üyelerini bir araya getirdi.

T.C. Ticaret Bakanlığı Dış Temsilcilikler ve Uluslararası Etkinlikler Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Cem Topbaş, Gana, Nijerya, Güney Afrika, Etiyopya ve Cezayir ticaret müşavirlerinin Gaziantepli ihracatçılarla buluştuğu toplantıda; Afrika pazarı, dış ticarete dair ipuçları ve tüm detaylar masaya yatırıldı.

Toplantıda "Gaziantep'in ekonomik gücünün ve Türkiye ekonomisi için öneminin herkes farkında." diyen GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, kentimizin ticari kültürü, çalışkanlığı ve üretkenliğiyle ülke ekonomisinin en güçlü aktörlerinden biri olduğunu vurguladı.

Gaziantep'in ilmek ilmek dokuyarak bugünlere geldiğinin altını çizen Yıldırım şunları söyledi:

"Yaklaşık 7 milyar dolarlık ihracat rakamımız ile en fazla ihracat yapan 6. kentiz… Ancak gönlümüzdeki sıramız daha farklı. İstanbul dışında diğer şehirlere baktığımızda net bir şekilde görülüyor ki otomotiv, savunma sanayi gibi alanlarda devlet yatırımları ve uluslararası yatırımlar mevcut. Biz herhangi bir teşvik almadan, yatırım desteği almadan yalnızca kendi alın terimizle, çabamızla, çalışma azmimizle bu kadar ihracatı gerçekleştiriyor, ticarette örnek bir kent oluyoruz. Bu sebeple görünürde 6. kent konumunda olabiliriz ama bize göre ilk üç içerisindeyiz. Her zaman dile getirdiğim gibi bir kez daha yinelemek istiyorum. Gaziantep ve bu bölgeye özel bir teşvik-destek sistemi getirilmelidir. Biz bu kadar çabalarken, onca zorluğa, yanı başımızdaki savaşa, mülteci sorununa rağmen yılmadan üretmeye devam ediyorsak bir desteği de hak ettiğimizi düşünüyoruz. Ticari hayatımıza nefes aldıracak, itici güç olacak, işlerini kolaylaştıracak bir destek istiyoruz. Unutulmamalıdır ki Gaziantep buğday başağı gibidir. Siz ona bir verirsiniz, karşılığında bin alırsınız…"

Şehrimizin mevcut potansiyelini artırmak, ihracat başarısını sürdürülebilir kılmak ve daha da geliştirmek adına Gaziantep Ticaret Odası olarak ihracatta bir Gaziantep Modeli oluşturmak için birçok çalışmaya imza attıklarını ifade eden Başkan Yıldırım, "Hani son yıllarda çok yaygınlaşan bir meslek var: KOÇLUK… Kimi beslenme koçu oluyor, kimi yaşam koçu, kimi eğitim koçu oluyor. Biz de kurum olarak üyemizin ticari yaşamındaki koçu olmaya gayret ediyoruz." dedi.

Yıldırım: Yeni bir keşfe çıkmaya karar verdik

Yürüttükleri çalışmalarla amaçlarının henüz adım atmadıkları 15 ülkeye gitmek ve ulaşılan mevcut pazarlardaki güçlerini artırmak olduğunu söyleyen Yıldırım, yeni bir adım olarak yeni pazarları keşfe çıkmaya karar verdiklerini belirtti.

Gaziantep ihracatının %58'inin 10 ülkeye yapılıyor oluşunun risk içerdiğini ekleyen Yıldırım açıklamalarına şöyle devam etti:

"Dolayısıyla yumurtaların hepsini tek sepete koymamalı, fırsat vadeden pazarlara yönelmeliyiz. Bu kapsamda Afrika ülkelerini mercek altına alıyoruz. Üretim gücü ve kabiliyeti düşük ama bir o kadar da kalabalık bir coğrafya. Afrika ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiye, bugün konuşacağımız 5 ülke özelinde bakacak olursak rakamlar önümüzde büyük bir potansiyel olduğunu gösteriyor. 2018 yılında Türkiye'nin bu ülkelere ye olan ihracatı 3,5 milyar dolar. Bunun %4'ünü ise Gaziantep gerçekleştirmiş. Gaziantep 7 milyar dolarlık ihracatının yüzde 2'sini bu 5 ülkeye yapmış. Bizim gibi sektör çeşitliliği olan, ticari kabiliyeti yüksek bir şehir için bu rakamlar yeterli değil."

Firma temsilcilerin yoğun bir katılım gösterdiği, GAP Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Tuncay Bayraktar ve Ticaret Bakanlığı Gaziantep Serbest Bölge Müdürü Metin Şen'in de katıldığı toplantıda, Güney Afrika Cumhuriyeti Ticaret Müşaviri Demet Işıl Karakurt, Cezayir Ticaret Müşaviri Bahadır Erkan, Etiyopya Ticaret Müşaviri Sedat Erdoğdu, Nijerya Ticaret Müşaviri Onur Akgül ve Gana Ticaret Müşaviri M. Buğra Karamış sunum gerçekleştirdi.

Sunumların ardından GTO üyeleri, Afrika pazarı ve mevcut fırsatlar hakkında ataşelerle ikili görüşmelerde bulundu.

Eş Adayı için 7 Hayati Özellik

Neden düzgün bir eş adayı yok? 

Yada artık evlenecek insan çok az diyorsanız. İşte size dikkat etmeniz gereken hayati kriterler.

Bu kriterlere sahipseniz, hem sosyal yaşamınızdaki kişilerde hemde eş adayınızda bunları arayacaksınız. Bu kriterlere sahipseniz veya bunlara göre bir hayat dizayn ederseniz huzur ve mutluluğa sahipsiniz demektir. Yok değilseniz, çok stresli ve mutsuz bir hayatı yaşamaya mahkumsunuz demektir.
Size kendini beğendirmeye çalışan eş adayınızı bu 7 kriter temelinde gözlemleyin ve onu bu kriterlere göre puanlayın.


1- Hakkaniyet

Kadın olsun, erkek olsun insanın kalitesi şartlara göre değişip değişmediğiyle ilgilidir. Eğer kişiliğin bir omurgası var denseydi, bunun adı KUL HAKKINA SAYGI olurdu.

Çünkü bu tüm erdemlerin temelidir. Yani kul hakkı yiyen bir kişiyseniz ve hayat felsefeniz bunun üzerine kuruluysa çöpsünüz demektir ve eşinizi çöplükte bulacaksınızdır. Çünkü hakkaniyeti olmayan eş adayı sizinde hakkınızı yemekten çekinmeyecektir. Eş adayınızın iş ve özel hayatına bakın, kul hakkı yiyorsa kaçın


2- Adalet 

Adalet, bir ilişkinin sigortası olduğu gibi 2  adil kişinin en kötü koşullarda bile uzlaşması ve birbirine empatiyle bakması için zemindir. Adil kişi her koşulda ilişkilerinde hakkı gözetir. Eş adayınızın hayatına bakın ne kadar adil?


3- Saygı

Adalet saygıyı doğurur. Ve saygı içsel bir kavramdır. Saygınlığı olmayan kişilerde saygı göremezsiniz. Çünkü testi içinde ne varsa dışına da onu sızdırır.

Yani siz saygıya sahipseniz, saygınlığı olmayanlarla muhattap olamazsınız. Siz saygınlığınızla saygısızları itersiniz, onlarda sizin saygınlığınız karşısında ezilirler. Her iki taraf birbiri için iticidir. Çünkü sizin saygın bir kişi olmanız, saygınlığı olmayan birini baskılamanız anlamına gelir.

Bu da yakın bir zamanda küfür yiyecek, hakarete uğrayacaksınız demektir             

Yani ilişkiniz aslında bitmiştir..Eş adayınızın arkadaşlarına bakın saygınlar mı?


4- Merhamet 

Kendinden zayıflara, küçüklere, yaşlılara, düşkünlere, fakirlere, kendine hizmet verenlere veya çalışanlarına, hayvanlara, bitkilere merhamet etmeyenler hastadır. Eğer sizde hasta değilseniz uzak durun. Bu hastaların sosyopat veya psikopat olma ihtimalleri yüksektir. Eş adayınızı test edin.


5- Sevgi 

Sevgi ışık gibidir. Ya güneş gibi ışığı ısıtır yada ay gibi sadece ışık yansıtır.

Yani sevgi vermek için  güneş olmanız gerekir.

Sadece ışık yansıtmak gibi yapmacık sevgide yansıtabilirsiniz , ama sonucu hep hüsran olacaktır.

Ben sevgimi belli edemiyorum diyorsa eş adayınız, soyundan gelen özürlü bir gen veya çocukluğundaki bir travmanın etkisinde olabilir tedavi ettirin.

Çünkü sevgi almak ve vermek insan için nefes almak kadar önemli bir ihtiyaçtır. Bu tipte gördüğünüz her insana acıyın ve yardım edin..


6- Konuşabilen 

Dinleyebilen, paylaşabilen çok önemli iki unsur.

Hele ki konu ne olursa olsun Konuşmak ikili ilişkilerin vazgeçilmezi..

Karşınızdaki kişi konuşamıyorsa uzaya gönderin.

Onu derin sessizliğinin içine atın gitsin…

Fakat konuşma özürlü insan seviyorum diyorsanız ki sanmıyorum ama olabilir sizinde tedaviye ihtiyacınız var demektir..


7- Samimiyet

Samimiyet saygı gibi, sevgi gibi, kul hakkına riayet gibi bir yaşam  biçimidir. Samimi değilseniz  riyakar ve sahtekarsınızdır.

Samimiyet yoksa, ya ne istediğinizi bilmiyorsunuzdur yada bilinmesini istemediğiniz bir gündeminiz vardır ve insanlara rol yapıyorsunuzdur..

Eş adayınıza iyi bakın, size veya çevresine karşı samimi değilse kandırmakla, sahte davranışlarla mutlu oluyorsa, KAÇIN O HASTANIN YANINDAN… Eş adayı aranırken kriterler bunlar olmalı.

Katı, yatı olan adam istiyorum veya sexi kadın istiyorum motivasyonuyla eş aranmaz.

Bunları arayan insanların bulacağı şey sadece mutsuzluk olacaktır. Unutmayın geleceği bugün yaptığınız tercihler oluşturacaktır..

Yaşam Koçu Sevil Tunç

24 Ekim 2019 Perşembe

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ İŞBİRLİĞİYLE DÜZENLENİYOR

Kişisel gelişim okulu, yeni yaşam koçları yetiştiriyor
PaylaşTweetlePaylaşPaylaşPaylaşYazdırYazıyı BüyütYazıyı Küçült
Kişisel gelişim okulu, yeni yaşam koçları yetiştiriyor

Gaziantep'in en gözde kişisel gelişim merkezi olan Resort Danışmalık, yeni yaşam koçları yetiştirmeye devem ediyor.

Gaziantep'in en gözde kişisel gelişim merkezi olan Resort Danışmalık, yeni yaşam koçları yetiştirmeye devem ediyor. 21 Ekim'de düzenlenecek sertifika programının hazırlıklarını yapan firma ile tanışan kursiyeler, yaşam koçluğu hizmeti ile başarıya ve mutluluğa giden kapıları aralıyor.

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ İŞBİRLİĞİYLE DÜZENLENİYOR

Resort Danışmanlık sahibi Kişisel Gelişim Uzmanı Hacer Bülbül, Yeditepe Üniversitesi'ne bağlı İstanbul NLP işbirliğiyle düzenlenen sertifika proğramının devam ettiğini ve 21 Ekim'de düzenlenecek sertifika programının hazırlıklarını yaptıklarını ifade etti.

İNANANMAK TÜM ZOR KAPILARI AÇAR

Kişisel Gelişim Uzmanı Hacer Bülbül, Psikoloji ile yaşam koçluğunun pek bir ilişkisi olmadığına dikkat çekerek, ''

"Yaşam koçu kişisel gelişime yönelik bir meslektir. Psikolojik olarak danışmaya gelen hastaları biz doğrudan psikiyatri ve psikoloğa gönderiyoruz. Resort danışmanlıkta her şey asla ama asla para olamaz. Biz gerçekten iyi bir sonuç alacağımıza inandığımız insanlara zaman ayırıyoruz. Önemli olan inançlı olması gerek. Bir işe yaramayacak mantığı ile başlanılan yolda ne enerji harcarsanız harcayın sonuca ulaşamazsınız. Abartı olmasın ancak bana gelip de bu zamana dek fayda görmeyen insan yoktur. Ben fazlasıyla mükemmeliyetçiyim. Yaşam koçu yönetmez, yönlendirmez güçlü soru sorma sanatıdır yaşam koçluğu. Her zaman şunu diyoruz: bir daha denesen ne kaybedersin ki. Bunu sorularla yapıyoruz" açıklamalarına yer verdi.

Yaşam Koçuna İhtiyacımız Var mı?

Yaşam Koçuna İhtiyacımız Var mı?Son zamanlarda yaşam koçu kelimesini çok fazla duyar olduk ancak bazılarımızın neden yaşam koçuna ihtiyaçları olacaklarını bilmediklerini fark ediyoruz

A+A-Son zamanlarda yaşam koçu kelimesini çok fazla duyar olduk ancak bazılarımızın neden yaşam koçuna ihtiyaçları olacaklarını bilmediklerini fark ediyoruz. Bunun için bizde bu konuyu yaşam koçu Gülüstan AYTUN ile değerlendirelim istedik. Öncelikli olarak yaşam koçu nedir? Bunun kısaca tanımını yaparak başlayalım.Yaşam koçu insana ayna tutup, içindekileri kabul edip yaşamda nerede kaldığına takılmadan anın fark edilmesini sağlamaktır. Yani yaşam koçluğunda hedef yaşamın sorumluluğunu almak şeklinde ifade edilebilir.

İnsanlar evrende birbirine bağlı bir halka gibidir bunun için herkesi bütünün bir parçası olarak ele almalıyız. Başka insanlarda gördüklerimiz bizim içimizde de var olan şeylerdir. Yani bir başkasında gördüğün zaman yadırgamış olduğun gölge aslında senin de yansımandır. İşte bunu bilmek ve kabul etmek bu yolculuğun hakkını vererek devam edebilmeni sağlayacaktır.Bir örnek vermek gerekirse sesiniz dağda nasıl dönüp dolaşıp size geliyorsa işte evrene bıraktıklarınız da öyle dönüp dolaşıp yine seni buluyor. Yaşam öyle bir şeydir ki zaman içerisinde ne olması gerekiyorsa hepsi olur ve hiçbir şeyde bir tesadüften ibaret değildir.  Yani bir çiçeğin üzerine basa basa onu meyveye dönüştüremezsin. Hayatta işte böyledir emek vermeden hiçbir şeye ulaşamazsın. Çekiştirerek sıkıştırarak gelişim sürecinizi de hızlandırman mümün değildir. Peşinden koştuğun şeyler aynı hızda senden kaçarken ne yapman gerektiğini bilmediğin zaman kendi kendine yorulmaktan öteye de gidemezsin.İlginizi Çekebilir : İlişki koçuYaşam bu kadar hızla akıp giderken yaşamın peşinde koşarak esiri olmak yerine sen zihnini yönetmeyi öğrendiğinde artık bu oyun kendini de fark ettirmeye başlayacaktır. 

22 Ekim 2019 Salı

Aldatmanın Kimyası Çözüldü

Aslında ilişkide ki tarafların her ikisinin eşit uzağındaki bir yasak elma macerası gibi görünse de genelde bu bilimsel temelli bir sorundur.

Günümüzde yaşanan ilişkilerin önemli bir oranı aldatmaya meyilli ilişkilerdir.

Normal insanlarda aldatmanın çok çeşitli sebepleri olsada aslında geneli karşılıklı katlanmaya dönüşmüş ilişkilerin problemidir. Bunun yanında yeme içmeye duyulan ihtiyaç gibi aldatmaya ihtiyaç duyanlarda vardır.

Her ilişki aslında elektrokimyasal bir reaksiyondur.

Her ilişkinin vücut içinde bilimsel bir temeli vardır. Biz normal olarak birbirimizi gördük, beğendik ve evlendik sanırız. Ancak vücut içinde bunun önce elektriksel sonrada kimyasal bir karşılığı vardır.

İnsan vücudunun ortalama elektriksel frekansı 50-60 hertz ‘dir. Aşık olduğunuzda bu 2 veya 3 katına çıkar ve akım şiddeti artar. Aşık olanların karınlarındaki kelebeklenme etkiside bu yüzdendir.

İki kişi bir ilişkiye başladıklarında veya birbirlerini sevdiklerinde, vücut elektrikleri de birbirleriyle rezonans olur, yani eşitlenir. Bu durum bir radyonun radyo istasyonunu bulması ve o istasyonda durması gibidir. Her iki vücut artık ortak ve daha yüksek seviyede bir frekansta elektrik üretmeye başlar. Bu durum aslında her iki insanın yeni bir yapıda daha güçlü olması ve dinginleşmedir.

Bunu evli çiftlerin zamanla fiziki olarak birbirlerine benzemelerinden görmeniz mümkündür.

Ünlü örneklerden Demirel çifti, Özal çifti veya Ecevit çiftine bakarsanız fiziki yapıda da bir senkronizasyon olduğunu fark edebilirsiniz. Uzun yıllar aynı frekansta çalışan vücutlar böyle birbirlerine benzemektedir.

 Aldatmanın Elektrokimyası

Kadın ve erkekte farklı etkileri olsada aldatmak, özelliklede fiziki olarak aldatmak, iki vücut arasındaki elektriksel uyumun bozulmasıdır.

Özellikle aldatan taraf için kaotik bir dönemin başlangıcıdır. Çünkü vücut frekansı, aynı radyo istasyonu araması yaparcasına bir arama moduna geçecektir. Bu yüzden halk arasında söylendiği gibi “aldatan bir daha aldatacaktır

Aldatma için bir tanımlama yapmak gerekirse buna olsa olsa “kaybolma” diyebiliriz.

Neden aldatılır?

Erkek ve kadının aldatma motivasyonları farklıdır.

Öncelikle toplumsal kültürde erkeğin aldatması normalize edilmiştir. Bu da erkekte anormal bir duygusal sıkıntı oluşturmamaktadır. Onun aklında aldatmak beyaz yalan söylemek gibi normal bir durumdur. Toplumdaki erkeklerde birbirlerini bu konuda teşvik edici davranışlar sergilemektedirler. Bu erkekleri bilinçsiz ve sorumsuz olarak niteleyebilirsiniz.

Bununla beraber yüksek duygusal baskı altında ki erkekler aldatma potansiyeli en riskli sınıftır. Aşırı sorumluluk problemleri olanlar, yüksek stres altında yaşayanlar aldatmaya yönelebileceklerdir.
.

Ancak en tehlikeli aldatma kadınların aldatmasıdır.

Hormonel sorunlar dışında bir kadının aldatması vazgeçme, gözden çıkarma anlamı taşımaktadır. Yani kadın bilerek ve isteyerek, geri dönmemek üzere o elektrik frekansını değiştiriyor demektir. Erkek gibi bir macera için veya duygu baskısı hafifletmek için yapmaz. Çünkü aldatan kadın, erkekle zaten aynı frekansta değildir yani bütünleşememiştir. Çünkü o ilişkideki inancını kaybetmiştir. İnanç en güçlü duygudur ve vücudun tüm elektrokimyasını değiştirir.



Aldatma durumu yaşanan ilişki düzeltilebilir mi?

Bunun birkaç çözüm yolu var.

Ancak taraflar bu aldatma vakasını bildiklerinde iş çok daha zorlaşmaktadır.

Çünkü aldatılan tarafta artık sorun sadece elektriksel değildir. Artık işin içine kişisel duygular, algılar ve olgular girmektedir ki bu aldatılan taraf için tamamen bir fabrika ayarlarına dönme sürecidir. Bu süreci gerçek manada çok kişi kaldıramayabilir.

Bununla beraber çiftlerin samimi olarak bu ilişkiyi sürdürme istekleri varsa aldatma sorununu çözmek mümkündür.

Yaşam Koçu Sevil Tunç

15 Ekim 2019 Salı

Koskoca dünyada yalnız kalırsın...

Hangi duyguyu yaşarsan yaşa,
kalbin isyanda olmasın sakın!
Sürekli şikayet etmek,
mutsuzluktan başka bir şey kazandırmaz.
Öyle bir an gelir ki çekilmez biri olur,
koskoca dünyada yalnız kalırsın...

İyi Bir Kariye İçin 3 Altın Kural

1.) Başkalarıyla kendini kıyaslama.
Önemli olan kişiler değil yapılan iştir.

2.) Karşındaki insanlarda hata arama,
eleştirme,dedikodu yapma..
Sadece kendine odaklan.

3.) Sana verilen görevlere mutlaka
kendinden bir şeyler ekle..
Üretkenliliğini ve farklılığını göster..

Yaşam Koçu Sevil Tunç

İnancını kaybetmiş yürekler vardır..

Bitanem !
Çok geç diye birşey yoktur..
Vazgeçilmiş hayaller,
inancını kaybetmiş yürekler vardır..

Sevin Tunç'tan mesaj

Bitanem !
Aydınlığa ulaşmak için KARANLIĞA
gerekirse DİPSİZ KUYULARA
girme cesaretini göstermelisin...

Yeterki inancını kaybetme.

Belki bu zamana kadar
hiçbir şeydin...
Şuandan itibaren "HERŞEY" olabilirsin...
Yeterki inancını kaybetme.

Yaşam Koçu Sevil Tunç

14 Ekim 2019 Pazartesi

Vurma arkadan insanları.

Rahat olabilmeli İnsan
İstediğinde gülebilmeli
İstediğinde ağlayabilmeli…
Hatta ileri gidip
Güvenebilmeli insan...
Sırtını döndüğünde
Yüreğinde endişe olmadan
Yoluna devam edebilmeli insan…
Bitanem;
Sen sakın hainlerden olma…
Vurma arkadan insanları,

Sadece yola devam etmen…

Hey Bitanem
Bırak başkalarını
Sen kendini aşmaya bak…
Etrafındaki herkes
Yardımcı oyuncu
Başrolde sen varsın…
Yarışın kendinle
Başarı ise
Hemen yanı başında…
Geriye kalan
Sadece yola devam etmen…

Duyguların vardır…

Bitanem;
İyi İnsan Yoktur
İyi Alınmış Kararlar Vardır…
Bitanem;
Kötü İnsan Yoktur
Kötü alınmış kararlar vardır…
Ve bunların sonuçunda
Kişilerin sana Karşı
Senin kişilere karşı
Davranışların,
Tavırların,
Tutumların,
Duyguların vardır…

Olmanı istedikleri kişi değil.. OLMAK istediğin kişi ol...

Heey Bitanem
Toparlanma vakti.
Bilmem farkındamısın?
Giden senin hayatın…
Yok olan senin hedeflerin
Geride kalan senin hayallerin
Bu yaşam başkalarına ait
Sana değil…
Sen SEN değilken
Bu benim yaşamım nasıl dersin…
O böyle istedi
Bu böyle istedi
Böyle yaparsam o daha mutlu olur
Geç bunları Bitanem…
Yeter onun, şunun, bunun İstekleri…
Sen kendi isteklerine
Sen kendi düşlerine bak…
Eğer mutlu olmak istiyorsan
Olmanı istedikleri kişi değil..
OLMAK istediğin kişi ol...

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Tertemiz VİCDANINLA…Çok Ama Çok Güzelsin..

İhtiyacımıza muhtaç yaratıldık
Dikkat et Bitanem;
Bu muhtaciyetin seni köleliştirmesin…
Seni kul hakkına sokmasın…
Seni vicdansız yapmasın
Seni duyarsızlaştırmasın
Seni kula kul etmesin
Kişiliğinden ödün verdirmesin…
Ve en önemlisi
Seni senlikten çıkarmasın…
Unutma benim güzel ruhum
Sen senken değerlisin,
Sen Olduğun Gibiyken Mükemmelsin…
Bitanem;
Gerekirse sıradan ol…
Varsın Bilmesinler Nur Cemalini…
Fakat!
İnsanlar İçinde Bir İnsan Ol…
İnan bana
Sen İNSANLIĞINLA,
Tertemiz VİCDANINLA…
Çok Ama Çok Güzelsin..

7 Ekim 2019 Pazartesi

Allah'a bırak Bitanem… Gerisi zaten gelir…

Ah be Bitanem
Kafan karışık,
Ruhun daralmış,
Sardıkça sarıyorsun
Yüreğinde kavgalar ediyorsun…
Böyle olunca
Huzursuzluk tüm hücrelerini sarıyor
Farkındamısın
Ne kadar çok
Niyet sorgular oldun…
Kimselere güvenemez hale geldin…
Bırak artık bunları,
Sen yapman gerekeni yap…
Gerisini sadece ve sadece
En emin olana,
Allah'a bırak Bitanem…
Gerisi zaten gelir…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Bunu kendine yapma…

Çocukluğun
Gençliğin
Bugünün
Yarının
Hatta ve hatta
Önündeki bir saattin
Garantisi Varmı?
YOK tabi ki…
Peki o zaman
İçinde kopan fırtına neden?
Bilirsin Bitanem;
Su akar yolunu bulur…
Gereksiz inat
Huzursuzluk oluşturur…
Gereksiz stres ve kaygı
Seni öldürür…
Geçmişin yükü
Geleceğin kaygısı
Bugünün yok oluşuna sebeptir…
Yapma Bitanem;
Alacağın nefesin bile garantisi yokken
Bunu kendine yapma…

Yorucu bir kişilik olmamaya Özen göster lütfen…

Bitanem;
Kişi her sustuğunda
Söylenenleri kabul etmiş olmaz…
Sadece,
Sabit fikirlilerle
Siyah ve beyaz görüşlülerle
Gri'leri göremeyenlerle
At gözlüğü takmış
Sağa sola bakmayan,
Benim dediğim doğrudur
Tezini savunup
Başkasının fikrine önem vermeyen,
Manasız gurur
Manasız EGO yapanlarla tartışıp,
Boşa vakit harcamak istemiyordur…
Bu söylediklerimi aklında tutup
Yorucu bir kişilik olmamaya
Özen göster lütfen…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Sen kimsenin KARA KUTUSU değilsin…

Ağzında iki kelime
BEN ALIŞKINIM…
Gerçekten mi?
Sen alışkınmısın
Yoksa alıştırıldın mı?
Çok mu hoşuna gidiyor
Milletin dertleriyle dertlenmek
Egolarını tatmin etmek…
Bunu gerçekten istiyormusun?
Ne güzel ya
Onlar sana yüklesin sorunları
Aktarsınlar takılmışlıklarını
Onlar negatif
Sen pozitif…
Sonra onlar pozitif
Sen negatif…
Kendileri rahatlasın
Seni tüketsinler
Sende buna izin ver…
OLMAZ Bitanem
Biraz geri dur
Herkes kendi yolunda gitsin izin ver…
Müsade etme
Cesur ol
Hayır demeyi bil…
Unutma
Sen kimsenin KARA KUTUSU değilsin…

4 Ekim 2019 Cuma

Yola devam etmektir geriye dönmek…

Bitanem
Geriye dönmek
Her zaman
GERİ sarmak değildir…
Bazen
Karakterinden ödün vermeden
Daha olgun
Daha güçlü
Daha kararlı bir şekilde
Yola devam etmektir…
Belki yalnız
Belki eski dostlarınla
Belki yeni arkadaşlarınla
KALDIĞIN yerden
Yola devam etmektir geriye dönmek…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Mutlu olmayı dene…

Etrafındaki gülen yüzler
Mutlu ediyor seni…
Farkındamısın Bitanem
Ne kadarda alışmışsın
Başkalarının mutluluğuyla
Mutlu olmaya…
Kendini her gün defalarca kandırmaya…
Söylermisin lütfen
Kendine ait mutluluğun nerde?
Kendine ait sevinçlerin nerde?
İçindeki boşluk
Onların mutluluğuyla geçer mi?
Sen Sen olmadan
Yüreğin
Kalbin
Yüzün
Gerçekten gülümser mi?
Bitanem
Başkaları gülsün diye değil
Başkalarının mutluluğu için değil
Bir kerede kendin için
Nefes almayı
Gülümsemeyi
Mutlu olmayı dene…

Rabbim elbet cevap verir…

Önce inanmalısın
Sonra niyet etmelisin…
Kalbin ve duyguların
Bir su gibi duru olmalı…
Unutma
Nefes alabildiğin hergün
Yeni bir başlangıçtır…
Ve elbette ki
Niyet varsa
Bir yol bulunur
Sen yeter ki istemesini
Duymasını bil…
Rabbim elbet işitir
Rabbim elbet cevap verir…

19 Eylül 2019 Perşembe

Abartıdan ve abartılmışlardan Uzak durmalısın…

Bitanem
Karşındaki kişi
Arkadaşın, dostun, sevgilin
SENİ
Yaşamının hangi noktasında tutuyorsa
Sende aynı noktada tutmalısın…
Unutma
Sevginin, nefretin
Cesaretin, korkunun
Endişenin, rahatlığın
Hatta ve hatta
Aşkın…
Merhametin bile
Fazlası zarar…
Hissedilen duygularda olduğu gibi
Paylaşılan ilişkilerde de
Ölçü şarttır…
Hem kendi
Hemde
Yaşamındaki TAKIM arkadaşlarının mutluluğu İçin
Abartıdan ve abartılmışlardan
Uzak durmalısın…

Yardım istenmesini Bilmelisin Bitanem…

Fikir sahibi olmak
Söz sahibi olmak
Deneyim sahibi olmak
Yaşının büyümesi
Olgunluk İçin yeterlimi?
Elbette ki değil…
Olgunlaşmak için
Büyümek yetmez…
Her konuda fikrin olması yetmez…
Olgunlaşmak için
Erdem sahibi olmalısın…
Yeri geldiğinde
Özür dilemesini
Vakti geldiğinde
Yardım istenmesini
Bilmelisin Bitanem…

Huzurunu Ayakta tutar

Aldığın doğru karar
Her zaman iyi hissettirmez…
Üzülür
Acı çeker
İkilem yaşar
Huzursuz olursun…
Hatta
Gözyaşı dökersin…
Fakat Bitanem
Zor olsada
Canın acısada.
Aldığın her doğru karar
Mutluluğunu
Huzurunu
Ayakta tutar…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Sonra kendine güvenen BEN Asla oluşmazdı…

Önceki beni
Şimdiki bana anlattım…
Anlatırken anladım ki
Acı veren
Mutluluk veren
Yaşadığım her olay
Çok büyük bir nimetti…
İstemsiz deneyimler
Beni yaralasada
En büyük hazine oldular…
Aksi olsaydı
Bugün ki
Cesur
Ne istediğini bilen
Kararlı
Huzurlu
Önce Allah'a
Sonra kendine güvenen BEN
Asla oluşmazdı…

ŞANS CESUR İNSANLARIN YANINDADIR…

Ne kadarda şikayetcisin
Sürekli bir memnuniyetsizlik hali
Tamamen KURBAN rolündesin…
Şiyaket etmekten
Yaşamaya fırsatın yok gibi
Çözüm üretmek hayal senin için…
Çünkü
Kolayına geliyor umut dilenmek
Başkalarından medet ummak
KORKAKLIK etmek…
Gerçekten bu musun SEN?
Hiç şansın yok mu?
Kadersizmisin yoksa…
Yeter ama Bitanem
Kendine gel

Yürekli ol
Cesur ol
Gerekirse şansını kendin oluştur…
Şikayeti bırak
Söylenme artık
Kimseden medet umma…
İnan bana
Senin şanslı gördüklerinden
Hiç ama Hiç bir eksiğin YOK…
Ve unutma Bitanem
ŞANS CESUR İNSANLARIN YANINDADIR…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

13 Eylül 2019 Cuma

Karşındaki olduğu gibi Çok ama çok güzel…

Her sabah uyanıyorsun
Bir bakmışsın yorgunsun…
Mükemmel olmak için
O Kadar çok uğraşıyorsun ki
Bedenin dinlensede
Zihnin hep yorgun…
Hem kendinin
Hem karşındakinin
Hatalarını YAMALAYIP duruyorsun.. .
Aslen bunun sebebi
Elalem neder TAKINTISI…
Etrafındaki herkese
Mükemmel yaşam gösterme ÇABASI…
Bırak Bitanem yaaa
Sıradan ol
Kolay insan ol…
Dikkat et yamalarına
Dikiş tutmaz sonra…
Emin ol kuzum
Sen olduğun gibi
Karşındaki olduğu gibi
Çok ama çok güzel…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Kalp ve ruh Benden Senden Cesurdur…

Ömür geçer
Bedenin yaşlanır
İlerleyen yaşına rağmen
Ruhun direnir
Kalbin direnir…
Duygular hep zirvedir.
Heyecan isteği bitmez…
Çünkü Bitanem
Zaman hızla akıp gitsede
Kalp ve ruh
Asla yaşlanmaz
Her şeye inat
Hızlıca yoluna devam eder…
İşin özü
Kalp ve ruh
Benden
Senden
Cesurdur…

Her şeye sahibim derken Kocaman bir boşlukta bulursun kendini...

Öyle zamanlar olur ki
Bütün eğlenceleri erteler
Sevdiklerini ihmal eder
Hatta kendini ihmal eder
Geri gelmeyecek anları kaçırır
Çok çalışırsın…
İstediğin konuma
Paraya
Güce sahip olmak için…
Başarısında
İşte bu noktada
Çok ama çok
Dikkatli olmalısın…
Kazandıkça
Başardıkça
Daha fazlasını isteyebilir
Kalıcı mutsuzluğa gömülebilirsin…
Bu yüzdendir ki Bitanem
Bazen başarı
Başarısızlıktan daha tehlikelidir…
Her şeye sahibim derken
Kocaman bir boşlukta bulursun kendini

Yaşam Koçu Sevil Tunç

12 Eylül 2019 Perşembe

Kalp ve ruh Benden Senden Cesurdur…

Ömür geçer
Bedenin yaşlanır
İlerleyen yaşına rağmen
Ruhun direnir
Kalbin direnir…
Duygular hep zirvedir.
Heyecan isteği bitmez…
Çünkü Bitanem
Zaman hızla akıp gitsede
Kalp ve ruh
Asla yaşlanmaz
Her şeye inat
Hızlıca yoluna devam eder…
İşin özü
Kalp ve ruh
Benden
Senden
Cesurdur…

Her şeye sahibim derken Kocaman bir boşlukta bulursun kendini

Öyle zamanlar olur ki
Bütün eğlenceleri erteler
Sevdiklerini ihmal eder
Hatta kendini ihmal eder
Geri gelmeyecek anları kaçırır
Çok çalışırsın…
İstediğin konuma
Paraya
Güce sahip olmak için…
Başarısında
İşte bu noktada
Çok ama çok
Dikkatli olmalısın…
Kazandıkça
Başardıkça
Daha fazlasını isteyebilir
Kalıcı mutsuzluğa gömülebilirsin…
Bu yüzdendir ki Bitanem
Bazen başarı
Başarısızlıktan daha tehlikelidir…
Her şeye sahibim derken
Kocaman bir boşlukta bulursun kendini.

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Anahtarı sağlam bir GÜVENDİR…

Herkesin İçinde bir kilit
Saklı kutular
Kalın duvarlı siperler
Bu engellerin tek çözümü İLETİŞİM…
Karşındaki İçinde
Senin içinde bu böyle…
İletişim olmadan
Diyalog kurulmadan
Hiç bir ilişki başlamaz…
Herşeyin başı
İletişimden geçer…
Gönüllerin anahtarı ise
GÜVENDİR…
Sağlanması zor
Devamı engebeli
Uzun bir yolculuk…
Bu yolda
Sağlam sınavlardan geçer her iki taraf
SABIR ister…

İşte bu yüzden Bitanem
İletişim ciddi bir KİLİT
Anahtarı sağlam bir GÜVENDİR…

Söz gümüş İse Sükût altındır…

EGO & KİBİR
Muhteşem ikili…
ALTINDA yatan
Kendine güvensizlik
Özgüven eksikliği
Bilgisizlisizlik
Sevgisizliktir…
Bu noktada kişi
Çoğu zaman farkında olmadan
Bencillikte ve cehalette tavan yapar…
Bütün küçük dağları kendi yaratmış edasındadır.. .
Bu sadece onun hatası değildir
Severiz biz abartmayı…
Olduğundan fazla göstermeyi
Vazgeçilmezmiş gibi davranmayı
Büyütürde büyültürüz gözümüzde…
Böylece kişi
Şişer, şişer ve yine şişer…
Şişirilmiş karakteriyle ortada gezer…
Aslen bir dokunsan ona
TIIINN diye
Boş kova sesi verir…
İşte bu yüzden Bitanem
Sen sen ol
Karşındakine ederinden fazla değer verme…
Daima kendini yetiştir…
Bilmediğin konularda ahkâm kesme…
Gereksiz yorum yapma…
Unutma ki
Söz gümüş İse
Sükût altındır…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

10 Eylül 2019 Salı

Yanından uzaklaşmalısın Bitanem…

Kişi kendini
Birey olarak görmediğinde…
Değersiz
Faydasız
Güvensiz
Hissettiğinde…
Olumsuz düşünceler
Tüm hücrelerini sarar…
Olumsuzluk hızla yayılır
Bir bakarsın ki
Ağızdan çıkan kelimeler
Sürekli eleştiri şeklindedir…
İğneleyici laflar alır başını gider
Arkasından kişi
Hem kendini
Hem çevresindekileri
Mutsuz edip
Strese sokar…
Ters tepki aldığında ise
Olumsuz düşünceler tavan yapar…
Bu davranışları sergileyen kişileri
Olumlu ve kırıcı olmadan uyarmalı…
Hareketlerinde düzelme göstermezse
Koşar adımlarla
Yanından uzaklaşmalısın Bitanem…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Sabır ister Bitanem…

Ah Ah
Ne zordur
İlk adımı atmak…
Cesaret
Özgüven
Kararlılık ister…
Geri dönüşü yoktur çünkü…
Ne kadar muhteşemdir
O yürekliliği göstermek
Çünkü herşey
İlk adımla başlar…
Arkadaşlıklar
Dostluklar
İlişkiler
Evlilikler…

İlk adımı atmak
Atılan adımı devam ettirmek
Olgunluk
Anlayış
Sabır ister Bitanem…

Kendi YAŞAMIN olmalı…

Ne kadar doğru
Yaşamak,
Zayıflara göre değildir…
Eğer ayakta kalmak İstiyorsan
Güçlü olmak zorundasın…
Mutluluk
Neşe, hüzün
Acı, keder
Şaşkınlık
Sinir, kıskançlık
Şefkat
Merhamet gibi gibi…
Tüm bu duyguları
Farkında olmadan
Aynı anda yaşıyorsak
Çok güçlü olmalıyız…
Yaşam
Zayıflığı kabul etmez…
Ettiğini sanırsın
Fakat asıl olan
Yok oluşundur…
Her kişinin yaşamı
Kendisine aittir…
Kuralları senin yerine
Başkası koyarsa
Kendinin değil
Karşındakinin hayatını yaşarsın…
Buda en büyük zayıflıktır…
Bitanem
Kendi hayallerin
Kendi kuralların
Kendi hedeflerin
Kendi YAŞAMIN olmalı…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

ÇOK GEÇ diye bir şey yoktur VAZGEÇİLMİŞ hayaller vardır…

Yaş oldu 40
Yaş oldu 50
Yaş oldu 60
Bizden geçti artık
Der dururuz
Yada
Ben senin yaşında olsaydım
Ooooooo neler yapardım…
Sen O yaştaydın
Unuttun mu?
Vazgeçen
Cesaretsiz
Zayıflık gösteren sendin…
Şimdi günah keçisi zaman mı oldu?
Tebrik ederim
Yine kaçak oyuncusun…
Halbuki
Yapman gereken
Bakış açını değiştirip
Cesur olmak
Hayallerinin peşinden gitmek…
Çünkü Bitanem
ÇOK GEÇ diye bir şey yoktur
VAZGEÇİLMİŞ hayaller vardır…

6 Eylül 2019 Cuma

Anahtarı sağlam bir GÜVENDİR…

Herkesin İçinde bir kilit
Saklı kutular
Kalın duvarlı siperler
Bu engellerin tek çözümü İLETİŞİM…
Karşındaki İçinde
Senin içinde bu böyle…
İletişim olmadan
Diyalog kurulmadan
Hiç bir ilişki başlamaz…
Herşeyin başı
İletişimden geçer…
Gönüllerin anahtarı ise
GÜVENDİR…
Sağlanması zor
Devamı engebeli
Uzun bir yolculuk…
Bu yolda
Sağlam sınavlardan geçer her iki taraf
SABIR ister…

İşte bu yüzden Bitanem
İletişim ciddi bir KİLİT
Anahtarı sağlam bir GÜVENDİR…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

EGO & KİBİR Muhteşem ikili…

EGO & KİBİR
Muhteşem ikili…
ALTINDA yatan
Kendine güvensizlik
Özgüven eksikliği
Bilgisizlisizlik
Sevgisizliktir…
Bu noktada kişi
Çoğu zaman farkında olmadan
Bencillikte ve cehalette tavan yapar…
Bütün küçük dağları kendi yaratmış edasındadır.. .
Bu sadece onun hatası değildir
Severiz biz abartmayı…
Olduğundan fazla göstermeyi
Vazgeçilmezmiş gibi davranmayı
Büyütürde büyültürüz gözümüzde…
Böylece kişi
Şişer, şişer ve yine şişer…
Şişirilmiş karakteriyle ortada gezer…
Aslen bir dokunsan ona
TIIINN diye
Boş kova sesi verir…
İşte bu yüzden Bitanem
Sen sen ol
Karşındakine ederinden fazla değer verme…
Daima kendini yetiştir…
Bilmediğin konularda ahkâm kesme…
Gereksiz yorum yapma…
Unutma ki
Söz gümüş İse
Sükût altındır…

Yanından uzaklaşmalısın Bitanem…

Kişi kendini
Birey olarak görmediğinde…
Değersiz
Faydasız
Güvensiz
Hissettiğinde…
Olumsuz düşünceler
Tüm hücrelerini sarar…
Olumsuzluk hızla yayılır
Bir bakarsın ki
Ağızdan çıkan kelimeler
Sürekli eleştiri şeklindedir…
İğneleyici laflar alır başını gider
Arkasından kişi
Hem kendini
Hem çevresindekileri
Mutsuz edip
Strese sokar…
Ters tepki aldığında ise
Olumsuz düşünceler tavan yapar…
Bu davranışları sergileyen kişileri
Olumlu ve kırıcı olmadan uyarmalı…
Hareketlerinde düzelme göstermezse
Koşar adımlarla
Yanından uzaklaşmalısın Bitanem…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Anlayış Sabır ister Bitanem…

Ah Ah
Ne zordur
İlk adımı atmak…
Cesaret
Özgüven
Kararlılık ister…
Geri dönüşü yoktur çünkü…
Ne kadar muhteşemdir
O yürekliliği göstermek
Çünkü herşey
İlk adımla başlar…
Arkadaşlıklar
Dostluklar
İlişkiler
Evlilikler…

İlk adımı atmak
Atılan adımı devam ettirmek
Olgunluk
Anlayış
Sabır ister Bitanem…

5 Eylül 2019 Perşembe

3 başlıkta Yaşam koçu ve psikiyatrist farkı?

Yaşam koçu danışanını bir sorununun çözümünde çözüm ortağı olarak görür.

Psikiyatrist için kişi bir hasta adayıdır.

Yaşam koçu, beyindeki enzimsel sorunların ve beyin işlevlerindeki bozuklukların öncelikle elektriksel sonrasında kimyasal tabanlı olduğu bilir ve kimyasal işleyişin yoluna girmesi için danışanına elektriksel düzenleme yolunu sunar. Kişiye kendi duygusal yönetim reçetesini oluşturtarak önce biyoelektrik sorunu sonrasında kimyasal dengesini oluşturmasını sağlar.

Psikiyatrist, kişinin sorununu mesleki birikimi ile kendisi tespit eder ve kimyasal tedavi uygular. Ancak biyoelektrik yönetimi psikiyatristlerin kimyasal alanı dışındadır.
Yaşam koçu danışanına çözüm noktasının kendisinde olduğunu gösteren rehberdir.

Psikiyatrist çözüm noktasında ilaç merkeziyeti vardır.

Değişime mi ihtiyacınız var?

Değişime mi ihtiyacınız var? Yaşam Koçu ve Enerji Terapist’i Leyla Bilen’in Tara Kitap etiketiyle yayımladığı “Değişim ve Dönüşüm Günlüğüm” değişim yolunda size ışık tutacak.

 Hayatınızda bir şeyler yanlış mı gidiyor? Değişim mi istiyorsunuz ? Mutluluk, aşk, yenilenme, sağlık, bolluk, bereket ve ihtiyaç duyduğunuz tüm güzelliklerin anahtarı ilk kez 'Değişim ve Dönüşüm Günlüğüm’de sizin için bir araya geldi.

 Leyla Bilen tarafından kaleme alınan Değişim ve Dönüşüm Günlüğüm’ de haftalık ve aylık olumlama çalışmaları, şükür egzersizleri, mandala çalışmaları ve özel esmalar bu rengârenk günlükte hayatınızın değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek üzere sizi bekliyor. Hayatınıza çekmek istediğiniz tüm bu güzellikler için günlükte yer alan uygulamaları yapmanız yeterli.

“Hayat, kendini tanıyabildiğin kadar anlamlı, geliştirebildiğin kadar zengin ve potansiyelini açığa çıkarabildiğin kadar güçlü ve başarılı yaşanır. Ne duruyorsun? Her şey senin elinde; hatırla ve harekete geç!” diyen yazarın kitabında hayatınızı değiştirecek egzersizler ve gelişiminizi takip edeceğiniz bir ajanda da bulunuyor.

Yaşam koçu içinizdeki şifacıyı ortaya çıkaracak hem de hayatınızda yapmak istediğiniz tüm önemli değişimlerde size arkadaşlık edecek.

Kendi YAŞAMIN olmalı…

Ne kadar doğru
Yaşamak,
Zayıflara göre değildir…
Eğer ayakta kalmak İstiyorsan
Güçlü olmak zorundasın…
Mutluluk
Neşe, hüzün
Acı, keder
Şaşkınlık
Sinir, kıskançlık
Şefkat
Merhamet gibi gibi…
Tüm bu duyguları
Farkında olmadan
Aynı anda yaşıyorsak
Çok güçlü olmalıyız…
Yaşam
Zayıflığı kabul etmez…
Ettiğini sanırsın
Fakat asıl olan
Yok oluşundur…
Her kişinin yaşamı
Kendisine aittir…
Kuralları senin yerine
Başkası koyarsa
Kendinin değil
Karşındakinin hayatını yaşarsın…
Buda en büyük zayıflıktır…
Bitanem
Kendi hayallerin
Kendi kuralların
Kendi hedeflerin
Kendi YAŞAMIN olmalı…

VAZGEÇİLMİŞ hayaller vardır…

Yaş oldu 40
Yaş oldu 50
Yaş oldu 60
Bizden geçti artık
Der dururuz
Yada
Ben senin yaşında olsaydım
Ooooooo neler yapardım…
Sen O yaştaydın
Unuttun mu?
Vazgeçen
Cesaretsiz
Zayıflık gösteren sendin…
Şimdi günah keçisi zaman mı oldu?
Tebrik ederim
Yine kaçak oyuncusun…
Halbuki
Yapman gereken
Bakış açını değiştirip
Cesur olmak
Hayallerinin peşinden gitmek…
Çünkü Bitanem
ÇOK GEÇ diye bir şey yoktur
VAZGEÇİLMİŞ hayaller vardır…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Bittim ben Tükendim artık !

Bittim ben
Tükendim artık
Hiç gücüm yok
Uğruna savaşacak ne kaldı ki?
Bu sözler
Tanıdık geldimi?
Ne çok söylendin be gülüm
Hemde boş yere…
Bak etrafına
Sen hariç herkes mutlu
Hatta umutlu…
Neden mi?
Biliyorlar ki
Kapanan kapılar
Yenilerinin açılması için bir araçtır…
Hadi boşver
Dram partilerine katılmayı…
Sen
Umut dolu partilere katıl…
Kahkahalarınla her yeri İnlet
Bırak rahatsız olsunlar
Onlara takılma
Önüne bak
Yoluna devam et…
Unutma ki Bitanem
Hiçbir şey
Ve hiç kimse
Kendinden vazgeçecek kadar
Değerli DEĞİL…
Ve yine unutma ki
Sen varsan
Her şeyin anlamı VAR…
Sen yoksan
Hiçbir şeyin
Anlamı YOK…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

3 Eylül 2019 Salı

Çünkü yaşam Tahmininden daha kısa…

Hepimiz
Eşi benzeri olmayan
Mükemmel bir yaradılışa sahip
Harika varlıklarız…
Nefes alan her canlının
Muhakkak bir görevi vardır…
Kimi
İyi bir anne, eş, abla, teyze, hala
Kimi
İyi bir baba, abi, koca, amca, dayı..
Kimi
Örnek davranışlarıyla öğretici bilge
Kimi
Yanlışlarıyla ibretlik birey…
Varolan hiç kimse
ANLAMSIZ değildir…
Ve
Boşuna yaratılmamıştır…
Bitanem
Varlığın kimilerine
Sevgiyi, şefkati, mutluluğu hissettirirken…
Kimilerine
Hüsranı, kızgınlığı, umutsuzluğu hatırlata Bilir…
Her ne şekilde olursa olsun
Asla ve asla
Anlamsız bir varlık değilsin…
İyi veya kötü olmak
Kişinin kendi tercihidir…
Biliyorum ki SEN
Her daim
İyi ve faydalı biri olmayı tercih ediyorsun…
Tüm çabana rağmen
Bunu anlamamakta ısrar eden varsa
Yol ver gitsin…
Emin ol
Kaybedecek bir dakikan bile yok
Çünkü yaşam
Tahmininden daha kısa…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Yaşamını keşkelerle geçirme…

Ne kadar çok dertlendin
Umuttan çok umutsuzluk
Yapsam mı yapmasam mı?
Gitsem mi kalsam mı?
Böylemi iyi olur
Şöylemi iyi olur
Arasam mı aramasam mı?
Kararsızlık
Almış başını gidiyor…
Sen karasız olunca
Mutsuzluk sarıyor her tarafı…
Çelişkiler keşkeler
Böyle olmamalı?
Yapmak İstediğin her neyse yap
Fakat dikkat et
Başkasının değil
Yüreğinin sözünü dinleyip
Kendi istediğini yap…

Unutma Bitanem
Hayat çok kısa
Yarınının garantisi yok…
İşte bu yüzden
Yaşamını keşkelerle geçirme…

Yaşadığımız her tecrübe Bizi biz yapar…

Yaşam sakin
Herşey rayında
Tüm işler düzgün ilerlerken
Hayatı sürdürmek çok kolaydır…
Gerçek yaşam sanatı ise
Sorunlar geldiğinde ortaya çıkar…
Bir bakarsın
Sorun üstüne sorun gelir
Sakin yaşamdan eser kalmaz
Yıpranırsın elbet
Hatta tükendiğini hissedersin…
İşte Bitanem
Yaşamında oluşan dalgalanmalar
Varolan düzenini bozabilir
Kendini çaresiz hissettirebilir
Her ne olursa olsun
Senin yapman gereken…
Yılmadan
Kurban profiline bürünmeden
Dimdik yolunda ilerlemek…
Unutma ki
Başına gelen her problem
Seni geliştirir
Deneyim sahibi yapar…
Olumlu yada olumsuz
Yaşadığımız her tecrübe
Bizi biz yapar…

Kimseye GÜVENME…

Etrafına şöyle bir bak
Kimler kime kulluk ediyor…
Hatta kendine de bir bak
Kendi doğrularında mı ilerliyorsun
Yoksa
Başkalarının doğrusumu yaşam biçimin…
Oturduğun koltuğa
Sahip olduğun mevkiyemi güveniyorsun
Yoksa
Yüreğine
Karakterine
Vicdanına
Aklına
Rabbinemi güveniyorsun…
Bugünlerde dürüst olmak
Kimseye eyvallah etmeden yaşamak
Kendi doğrularında ilerleyebilmek
Sadece CESUR kişilerin becerisidir…
Kişinin mevkisine
Kişinin gücüne
Ve parasına kul olması
Hastalıkların en büyüğü
Karaktersizliğin son noktasıdır…

Bitanem
Sen sen ol
Böyle insanlara prim verme…
Prim verenlerle muhattap olma…
Onlar
Zaman içerisinde YOK olmaya mahkum.
Sen sağlam ve dik duruşunla
Farklılığını ortaya koy
Rabbinden ve kendinden başka
Kimseye GÜVENME…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Kafamızda oluşturduğumuz engeller

Engeller…
Aşılması en zor olanı,
Kafamızda oluşturduğumuz engellerdir…
Gereksiz yere takıldığımız
Gözümüzde büyüttüğümüz
Bin bir bahane üreterek
Aslen beraber yaşamayı sevdiğimiz engeller…
Bitanem;
Sen gerçekten istedikten
Kendine inandıktan
Ve cesaretli olduktan sonra,
Önünde kim durabilir…
Eğer!
Yüreğin doğru olduğuna inanıyorsa
Amaçların için
Hayallerin için savaşmalı
Engel olarak gördüklerini
Öncelikle kafanda küçültmeli
Sonrada çıkış yollarını oluşturmalısın…
Eksilerle artıları yan yana getirip
Kendin için en doğru olanı
Yine ve sadece
Sen yapmalısın…
Unutma ki
Bu hayatta
Önce kendine inanmalısın
Gerisi zaten gelecektir…

Yaşam Koçu Sevil Tunç

2 Eylül 2019 Pazartesi

Herkesin gıcık olduğu "sözde" mesleklerden birisi de YAŞAM KOÇLUĞU

Kendi başını bağlayamaz, gelin başı bağlamaya kalkışır denilen türden bir takım adamlar ve de madamlar bu mesleği icra ediyorlar. Diyet yapacaksınız ama başaramıyorsunuz; onlar sizi motive edecekler bilmem kaç bin dolar karşılığında (Türk parasını da tanımazlar bu arada)... Yürüyüş yapıp, kilo vereceksiniz; sizinle birlikte yürürler ama sırayla değil, parayla... Eşiniz mi aldattı, sevgiliniz mi bıraktı?... Derdinize derman bulmak için yaşam koçları her yerde hazır ve nazır hemen yanınızda?... Bizim çocuklar doktor, mühendis olacağım diye onca emek verirken... Onlar kurnazlık kadrosundan; Yaşam koçu ünvanıyla toplumsal yaşamda ön sırada... Ve onlara kanıp, onlardan medet umup, para kaptıran enayiler mangası da peşlerinde... Ekonomi Bilimi'nde; sektörler tarım-sanayi ve hizmetler sektörü olarak üç ana başlık altında toplanır da... Bir de marjinal sektör vardır; bunların yanında sosyal güvenceden yoksun kişilerin oluşturduğu topluluk... Ki bir lokma, bir hırka yasayan işportacıları, hamalları, bozacıları tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Günümüzde de bir baltaya sap olamamış kurnazlar için türetilmiş YAŞAM KOÇLUĞU olarak bilinen bu "sözde" işlere de "sosyetik marjinal sektör" desek nasıl olur acaba?... 80'lerin sonunda Bursa'da başladı orman yangınları... Üstelik ülkede ilk önce talan edildi Bursa'nın 1. dereceden değerli tarım toprakları... Yıllarca yazdık, bağırdık, haykırdık, yasaya başvurduk, yasa bizden yana kararlar aldı... Ama bu kararlar hiç uygulanmadı. Sonunda YEŞİL BURSA diye bir kent kalmadı. Oysa Yunan Bursa'dan Mudanya'ya dökülürken her yeri yaka, yaka kaçıyordu Bursa'dan, ama yine de Bursa ayakta kalmıştı. Ne yazık ki son yıllarda Bursa Suriyeli işgali altında; İstanbul gibi kayıp kentler arasında ilk sırada... Marmara Bölgesi bitti, bitirildi. Ve şimdi yeni hedef olarak; Ege Bölgesi seçildi, Vandallar İzmir'de, Aydın'da, Muğla'da... Gazi Mustafa Kemal; ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ'DİR diyerek Yunan'ı denize dökerken, ne yazık ki düşmanların en onursuzunu, en kindarını, en hıyanetini bırakmış arkasında... Ve onlar da ormanları ateşe veren, altın için dağları deşen, para için doğru yoldan şaşan ülke ve ulus düşmanları olarak her an, her yerde karşımızda... Menderes döneminde artan ilişkiler, derken Morrison Süleyman'la sıklaşan sevişmeler... Tarım ülkesi Türkiye'ye "sanayileşme" olgusunu öneren ve öğreten Amerika; bugün tarımsal dışsatımda dünya birincisi... Onun öğütleriyle ve öğretileriyle tarıma elverişli topraklarını sanayileşme uğruna yok eden Türkiye ise avuç açıyor yabandaki buğdaya, arpaya, darıya... Ve bir avuçluk ülke toprağıyla (üstelik bir bölümünü denizden çalmış olmasına karşın) Amerika'nın ardından ikinci sırada geliyor Hollanda; tarımsal üretim dışsatım pazarında... Sen istediğin kadar; bir lokmacık ülke, nedir ki değeri nazarımda diye dur... Osmanlı'dan lale soğanlarını bile aşırıp, bin türlü renge aşılayıp, marka yaptı ülkesinin adıyla... Sen yalnızca kafanı yor; Fener'in transferlerine ya da hangi tarikatın müridi olursam "garanti" girerim Cennet'e diye... Dünya dönüyor, gelişmiş ülkeler koşuyor daha güzel bir geleceğe... Üstelik dönüp bakmıyorlar bile geride kim kalmış, yokluğa ve sefalete kim dalmış, bil ki hiç umursamıyorlar seni... Ve yok sayıyorlar ülkenin başındakini... Ne yazık ki...

TERK EDİLENLER BURAYA

KENDİNİ KEŞFET

Farkındamısın Bitanem inanılmaz güçlü ve harika bir varlıksın hayal kırıklıklarına tüm yıkılmalarına rağmen tüm ihanetlere rağmen  dimdik ayaktasın yüreğinde vicdanın yanında umutların önünde hayallerin yüzünde kocaman bir gülümseme yoluna devam ediyorsun. Haydi bak etrafına varmı senin gibisi yaratılanların en mükemmeli. Yeterki kullanmasını bil en büyük silahların gülümsemen, umutların, hayallerin ve rabbin durma yoluna devam et.

Her daim zaferlerin en büyüğü SENSİN !

Yaşam Koçu Sevil Tunç

26 Ağustos 2019 Pazartesi

İlaç Şirketlerine İnat GÜLLER

DNA dan sadece hastalıkların geçmediğini insanlık için önemli bilgilerinde aktarıldığını daha önceki yazı ve videolarımda sizlerle paylaşmıştım.
İşte size ilginç bir örnek daha ; Çiçek gönderme adeti.
Eski Yunan, Eski Türkler, Kızıl dereliler, Eski Çin, Eski Mısır, ve daha ne kadar uygarlık varsa hepsinin kadim adetlerinden biridir. Eskiden aslında hastaya çiçek gönderilmez hasta çiçeklere götürülürdü ve çiçeklerin ortasına yatırılırdı eğer hasta gidemeyecek kadar ağırsa hastaya çiçek götürülürdü. Burada en önemli kriter çiçeğin toprağıyla dalıyla gönderilmesidir.
Şimdi bu adetin ne kadar güçlü bir kayıtla bugüne kadar aktırıldığını konuşalım;
Hastaneler sürekli hastaya çiçek göndermeyin diyor ama bu toplum sadece bizim değil tüm dünya topraksız çiçek göndermeye devam ediyoruz. Neden ki bu ısrar birlikte inceleyelim;
Çünkü bu bilgiler DNA mıza bir mecburiyet esnasında kaydedilmiş çünkü çiçeklerin hastala iyi geldiğine inanmışız dil kodları gibi DNA üzerinden en güçlü kayıtlar inançla oluşanlardır. Ve bunlar hiç kaybolmazlardı. İşin diğer tarafına gelelim. Gerçekten çiçekler hastalığı iyileştiriyormu. Tıp bilimi ilaç sanayisinin güdümünde ilerlediği için bu tip bilgiler literatürden çıkardılar. Çünkü kendi keselerini doldurmak için bize ilaç satmaları gerekiyordu ve bunu başardılar. Çok basit düzeyde işin gerçeği şudur; vücudun kimyasal denge yönetimi vücut elektriği tarafından yapılır. Hasta olduğumuz da vücudun elektrik frekansı düşer ve kimyasal yapınızda buna göre değişir.
Peki çiçekler ne yapıyor yaşayan çiçekler yüksek frekanslı elektrik yaydıkları için hasta insanın vücud elektrik frenkansını yükseltiyor. Buda kimyasal dengeyi sağlamaya yardımcı oluyor. Tabi bu her çiçek için geçerli değil ışık tayfaları hatırlasınız mor ötesi, kızıl ötesi gibi şeyler var çiçeklerin rengi kırmızıya yaklaştıkça elektriksel faydası artıyor. Bunların en güçlüsüde güldür.
Bu yüzden kırlarda gezindiğimizde mutlu oluyoruz bu yüzden aşklarımızı gülle ifade ediyoruz sevdiğimize gül gönderiyoruz.
Hastanelere gelince, hastaneleri bu cahilce tutumlarından vazgeçmeye davet edelim. Açsınlar kapılarını çiçeklere en azından radyasyon etkileri azaltır.

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Artık Bu Sacmalığa Bir DUR de !

Yaşam Koçunuz sevil Tunç'la hayatınızdaki saçmalıkları durdurun. En kötüsü nedir biliyormusun tatlım kendi yanlışlarının esiri olmak .Esir olmayı koy bir köşeye bunun farkında olmamak hiçbir alternatifi kabul etmeden benim bildiğim tek doğrudur deyip sağır ve kör olmak engelim yokken engel oluşturmak .Sonra da ben neden mutsuzum ben neden başarılı değilim demek. Haydi bir tanem bu saçmalığa bir dur de kendi tabularında boğulma oku araştır gör unutma bitanem her şey siyah ve beyaz değildir.Her savunduğun doğru olmayabilir. Kibrinden kurtulup hayatın grilere yer ver. Kişinin en büyük düşmanı değiştirmeye cesaret edemediği  alışkanlıkları ve yanlış olduğunu bildiği halde ettirdiği ısrarcılığıdır.
Bunu Sakın Unutma !

21 Ağustos 2019 Çarşamba

Son Yıllarda Boşanma Neden Arttı

Yaşam Koçu Sevil Tunç'a göre, İlişkilerin nirvanası evliliktir bir hayat yürüyüşü olmasının yanı sıra evlilik bir çatıdır 3 tane odası vardır. 1. Salon eşler birbirlerine arkadaş dost olurlar.  2. Mutfak mali işlerin yapıldığı yerdir. 3. Yatak odası tamamen özel hayattır.

Bunların birinde sorun olduysa ve tamir edilemezse yıkım kaçınılmazdır.

İLK GÖRÜŞTE AŞK !



İlk görüşte aşk varmı? Aşk sonradan oluşurmu? ilk görüşte yaşadığımız duygu aşk mıdır?
bütün bu soruların yanıtı yaşam koçunuz Sevil Tunç' da.

Kan Nakliyle Yabancı Dil Öğrenilirmi ?



 Yabancı Dil Sonradan Öğrenilirmi? Kulak verilmesi ve çoğu insan tarafın öğrenilmek istenen yabancı dil ve o ona dair soruları Yaşam Koçunuz Sevil Tunç Show TV 'de cevaplıyor.

Yoksa siz hâlâ yaşam koçu olmadınız mı?

Nasıl ki böbreğimiz ağrıdığında köşedeki züccaciyeden yardım almayıp o işin uzmanına gidip muayene oluyorsak, ruh sağlığımızı da psikoloji ve psikoterapi eğitimlerini tamamlamış işin uzmanlarına teslim etmemiz gerekir.
Prof. Dr. Üstün Dökmen geçtiğimiz günlerde Habertürk TV’de katıldığı bir televizyon programında “yaşam koçu” diye bir meslek dalının olmaması gerektiğini ifade ederek “bir kişi gerçekten yaşam koçu olacaksa temel eğitiminin psikoloji, psikolojik danışmanlık ya da psikiyatri olması gerektiğini” söyledi.

Yine aynı programda “yaşam koçluğunun ciddi bir iş gibi görünmediğini, bir insanın psikolojisiyle ilgilenecek kişinin eğitimli olması ve yapılan çalışmada ortaya çıkabilecek psikolojik durumlara müdahale edebilme yetisine sahip olması gerektiğini” belirterek “bir kişinin yaşam koçluğu durumu ciddi bir şey değildir. Bir meslek istismarı, bir müşteri istismarı durumu vardır” ifadesini kullandı.

Aklı fikri dert görmesin. Çok da güzel söylemiş. Keşke daha çok kişi söylese. Daha fazla uzman bu konuya dair insanları bilinçlendirecek yazılar yazsa, programlarda konuşsa…
Çünkü mantar gibi türeyen bu meslek(!), sınırlarını bilmediğinde, bilinçsizce kullanıldığında ne yazık ki çok fazla kişiye zarar verebiliyor.



Sınırlarını bilmeyen yaşam koçlarından kast ettiğim ise psikoterapistliğe soyunanlar, yetki alanının dışında davrananlar.

Yaşam koçlarına dair geçtiğimiz yıllarda bianet’te bir yazı kaleme almıştım. Orada yaşam koçlarından ve birtakım spiritüel terapilerden neden uzak durulması gerektiğini anlatıp yaşam koçluğu ile psikoterapi arasındaki farklara değinmiştim.

Yazıyı yazmamın ardından dört yıl geçti. Ne yazık ki bu alanda herhangi bir gelişme olmadı, herhangi bir denetim mekanizması kurulamadı. Psikoloji ve psikoterapi eğitimi almamış olduğu halde psikoterapi yaptığını iddia edenlerin ve onlardan zarar gören kişilerin sayısı ise git gide arttı.

Ruh sağlığı alanına ait bir meslek yasası hâlâ yok.

Meslek yasasının olmaması ne demek? Ruh sağlığı alanında yapılan istismarların ve hataların incelenememesi, danışan/hasta haklarının savunulamaması, meslek etiğini suistimal eden uzmanlarla ya da meslekten olduğunu iddia eden ama meslekle uzaktan yakından alakası olmayan kişilerle ilgili hukuki bir yaptırımın olmaması anlamına geliyor.

Ne feci değil mi? Meydanı boş bulanlar tabii ki her türlü usulsüzlüğü yapacak ve birçok felakete yol açacaklardır.

Psikoterapi sürecini hep kansız cerrahiye benzetmişimdir. bianet’e yazdığım yazıdan şu bölümü alıntılamak isterim;

“Kişi terapistine ruh sağlığını emanet eder. Bu yüzden bu kişinin alanında uzman olması şarttır. Mesleki bilgi ve becerilerinin yanı sıra psikoterapistin başka bir uzman eşliğinde kendi psikoterapi sürecini de tamamlamış olması gerekmektedir. Ve meslekte pişene kadar her daim süpervizyon desteği almalıdır.

(Süpervizyon dediğimiz, meslekte deneyimli bir uzmanın, daha az deneyimli bir uzmana, o terapi yaparken yeterliliğini ve becerilerini geliştirecek bir şekilde bilgi ve deneyim kazanmasında yardımcı olmaktır.)

Aksi halde gelen her danışanla birlikte, psikoterapistin kendi çözülmemiş sıkıntıları, tamamlanmamışlıkları, kendi anlamlandıramayışları terapi odasında eline ayağına dolanabilir ve danışanla birlikte ruhsal bir uçurumun kenarına rahatça yuvarlanabilirler. Danışanın anlattığı herhangi bir şey, terapiste kendi yaşantısıyla ilgili başka bir şeyi çağrıştırabilir. Eğer terapist bu durumu yönetemezse objektifliğini koruyamaz ve danışana ister istemez zarar verir.”

Psikoterapist olmak için üniversitelerin psikoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik ya da tıp fakültelerinin psikiyatri bölümlerinden mezun olup üzerine kendi ilginiz ve eğiliminize göre çeşitli enstitüler ya da üniversiteler tarafından açılan psikoterapi eğitimlerini tamamlamanız gerekmektedir. Bazı yerlerde bu eğitim sürecine bir de klinik psikoloji yüksek lisans şartı getiriliyor. Alacağınız psikoterapi eğitimlerinin birkaçını burada sıralayacak olursam psikodrama, bilişsel davranışçı terapi, çift ve aile terapisi, transaksiyonel analiz, şema terapi, sanat terapisi, Gestalt terapi ilk aklıma gelenler… Ama dahası da var. Google bu konuda size çok iyi yardımcı olabilir.

Bu terapi eğitimlerinin genellikle başlangıç ve ileri düzeyleri olur. Daha sonra öğrendiğiniz bilgi ve becerileri uygulamak için tek tük vaka görmeye başlarsınız. Gördüğünüz vakaları hocanız süpervize eder. Psikoterapi eğitim süreçleri genellikle 4-5 yılı bulur. Bazı psikoterapi eğitimleri için ise yılda bilmem ne kadar danışan takip ediyor olmanız gerekir yani o eğitimleri alabilmek için meslekte biraz daha tecrübeli olmanız beklenir.

Kabaca hesaplayacak olursak dört yıl lisans, iki yıl yüksek lisans, dört yıl da psikoterapi eğitimi desek, en temizinden bir 10 yılınızı mesleğe yatırmanız gerekmektedir. Ki bu da yeterli değildir, her daim kişisel ve mesleki olarak merakınızı canlı tutmanız, kendinizi geliştirmeniz, güncellemeniz gerekir. “Okudum, bitti” demekle olmuyor yani.

Yaşam koçu olmanız içinse herhangi bir üniversitenin herhangi bir bölümünden mezun olmanız yeterli. Örneğin turizm otelcilik okudunuz ya da ne bileyim tapu kadastro bölümü mezunusunuz veya metalurji mühendisliği eğitimi aldınız, en yakınınızda açılan bir yaşam koçluğu eğitim merkezine gidip birkaç ayda ve hatta belki birkaç haftada yaşam koçluğu sertifikasına sahip olabilirsiniz. Üzerine bir de access bar, melek terapisi, regresyon bilmem nesi, kuantum terapi şeysi, enerji pıtırcığı vs. eğitimi aldınız mı, birkaç yerde de çiçekli böcekli konuştunuz mu, beş adımda mutluluğun sırrı, yedi adımda başarının anahtarı gibi laflar çok gidiyor, bunları da ettiniz mi, ohh gelsin müşteriler…

Burada şunu görmek gerekir; 10 yıl nerede, 2-3 ayda alınıp çerçevelenen sertifikalar nerede! El insaf!

Tabii burada bir parantez açayım. Psikoterapi eğitimi almayıp da psikoterapi yapan(!) psikologların, psikolojik danışmanların sayısı da az değil. Ben onlara sosyal medya psikologları diyorum.

Seans odasından fotoğraf paylaşıp, altına #terapi, #seans, #psikolog, #psikoterapi hashtag’lerini yazmakla, manzara fotoğrafı paylaşıp altına özlü söz koymakla, günde kaç seans yaptığını sosyal medyadan duyurmakla, oradan buradan fazla takipçiye sahip olmakla da bu işler yürümüyor. Zaten bu kadar fazla görünür olma arzusu, sosyal medyada bas bas reklam yapma hali bu mesleğin ruhuna pek uygun değil.

Bu kişilerle ilgili şöyle düşünüyorum, acaba bu kadar görünür olmaya çabalayarak kişisel ve mesleki hangi eksik taraflarını kapatmaya çalışıyorlar? Bu kadar makyajla neyi örtmek istiyorlar? Bu samimiyetsizlik ve köpürtme hali, işlerine nasıl yansıyor?

Evet kendimizi duyurmak, tanıtmak elbette önemli ancak bunu sadece lafla değil, kendimizi geliştirerek, mesleğimize sahip çıkarak yapmak gerekir. Sosyal medya da zaman zaman kullanılır elbette ama araç olarak, amaç değil.

Eskiler ne güzel demiş: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”

Zaten siz işinizi iyi yapıyorsanız kulaktan kulağa yayılırsınız. Sizi bulmak isteyen bulur, gelmek isteyen gelir. Sosyal medya çığırtkanlığına gerek yok. Danışan referansı en kıymetli ve en gerçek reklamdır. Yani birileri sizden memnun kalmış ve başka birine tavsiye ediyor. Ne güzel. Meslektaşlarınız yaptığınız çalışmaları beğenip sizi birilerine tavsiye ediyor, ne güzel.
Parantezi kapadım.

İnsanın bilme arzusu çok yoğun. Bu arzu uygun yerlere kanalize edilmediğinde veya kişinin kendi hakikatine, yeterlilik veya yetersizliklerine iliklenemediğinde bazen öyle noktalara geliyor ki kendisini “hadsizlik” olarak gösteriyor. “Ben her şeye yeterim”, “her şeyden anlarım”, “Aman Allah’ım yoksa ben tanrı mıyım!”, “her yere burnumu sokabilirim”, “her yerde var olabilirim”.

Yani olabilirsin tabii ama usulsüzce olursun, kendine ve ötekine zarar vererek olursun. Üzerinde sakil durur. Sonuçta her şeyin bir yolu yordamı, adabı, eğitimi, okulu var.

Hobi değil ki bu iş. Ama hobiye şöyle dönüştürülebilir: Psikolojiyle ilgili kitaplar okunabilir, filmler izlenebilir. Yetmezse kendiniz bir psikoterapi desteği alabilirsiniz. Sonuçta ilgi duyulan her alanda illa etkin ve yetkin olunacak, o işten para kazanılacak diye bir kaide yok.

Hepimiz zaman zaman hızlı çözümlere ihtiyaç duyarız. Ancak çağımızda bu bir norm haline geldi. Ne kendimizi ne ötekini anlamaya vaktimiz ve sabrımız pek yok ne yazık ki. Hap bilgiler, öğütler, önerilerle hayatımızı yönlendirmek istiyoruz veya birtakım “bilir kişi” addettiğimiz kişiler bizi yönlendirsin istiyoruz. Hedefler belirlemeyi ve o hedeflere ulaşmayı matah bir şey sanıyoruz. Derine inmektense yüzeyde takılmayı tercih ediyoruz. Kalıcı çözümler yerine anlık tavsiyelerle hayatı geçiştiriyoruz.

Psikoterapi çoğunlukla kişinin içsel çatışmalarını çözmesiyle ilgilenir. Mesela kişi ha deyince problemlerinin kaynağına inmiş ve onları anlamış, sıkıntılarını atlatmış bir insan haline gelmez. Değişim kolay ve hızlı değildir, çoğu zaman sancılıdır. Zaman ve sabır gerektirir. Kişi bu süreçte bocalayabilir, kendisine dair bazı şeylerle yüzleşmek, savunmalarıyla karşılaşmak ona rahatsızlık verebilir. Fakat bir süre sonra kişi içgörü geliştirmeye, kendisine, duygularına temas etmeye, çatışmalarını yönetebilmeye başlar. Hayatı olduğu gibi kabullenme becerisi artar, kendisine ve ötekine daha çok yaklaşabilir. Bunu dışarıdan gelen herhangi bir telkin veya yönlendirmeyle değil, terapi sürecinde içselleştirdiklerinin etkisiyle yapar.

Psikoterapist çoğu zaman ayna olur danışana ve daima bir eşlikçidir. Kişinin davranışına veya sorununa odaklanmaktan çok, zaman içerisinde o sorunun kökenine inmeye, o sorunun nerelerden beslendiğini anlamaya yardımcı olur. Fakat bunu yaparken danışandan gelen bilgilere, güvene, işbirliğine ihtiyaç duyar. Yani psikoterapist, sihirli değneği olan ya da danışanın sorularının yanıtlarına sahip biri değildir. “Ben senden daha iyi bilirim” tonuyla yaklaşmaz danışanına. Bazen terapistle kurulan bu ilişkinin kendisi, başlı başına iyileştirici bir süreçtir. Şayet sağlıklı bir ilişki kurulabilmişse. Aslolan ilişkidir yani.

Psikoterapi ne kadar süreç odaklıysa, koçluk mantığı da o kadar sonuç, başarı ve zihni programlamaya odaklı.

Yine bianet’teki yazımdan alıntılayacak olursam;

“(…) koçluk sistemlerinde, insan oldukça mekanik ve sadece başarıya endeksli bir robot veya yarış atı olarak görülebiliyor ne yazık ki. Gereksiz ve samimiyetsiz bir motivasyonla insanları doldurup, süreci alabildiğince ıskalayıp, kısa süreli sonuca ulaşmayı hedefliyorlar. Kısa süreli sonuçlar da beraberinde yüzeyselliği getiriyor. Hiçbir şeyin derinine inilmiyor. Bir şeyin derinine inilmezse değişim nasıl meydana gelir anlamıyorum. Burada ekseriyetle duygulara değil, düşüncelere ağırlık veriliyor. Sanki insan canlısı, sadece düşünceden, zihinden ibaret bir varlıkmış gibi.”

Halbuki biliyoruz ki psikoterapi sürecinde kişinin bilinçdışı, duyguları başrolü üstlenir.

“(…) Bu tarz oluşumlar kişileri, daha doğrusu “müşterilerini” narsisistik açıdan fazlasıyla beslediklerinden (sen çok iyisin, mükemmelsin, her şeyin merkezi sensin, güç senin elinde vs… ) çok fazla rağbet görebiliyor. Ne yazık ki narsisizmle boğuşan bir toplum olduğumuzdan, insanlar kendileriyle ilgili böyle şişme iyi laflar duymak için bir sürü paralar dökebiliyor bu insanlara. Çünkü kendimizle gerçek anlamda yüzleşmek çok zor ve sancılı bir süreç. Dağıttıklarımızı toplamak oldukça yorucu. İnsanın kör ve karanlık noktaları, zaafları, arzuları var. Tüm bunların görmezden gelinmesi, insanın bütünlüğüne hatta doğaya aykırı. Psikoterapi, kişinin bu taraflarını önce görmesini ve kabullenmesini sonra isterse değiştirebileceğini sağlayan bir süreç. Çünkü bir şeyin varlığını kabul etmezseniz, onu ne dönüştürebilirsiniz ne de yok edebilirsiniz.”

İnsan ruhsallığı çocuk oyuncağı ya da bir hobi malzemesi değildir.

Nasıl ki böbreğimiz ağrıdığında köşedeki züccaciyeden yardım almayıp o işin uzmanına gidip muayene oluyorsak, ruh sağlığımızı da psikoloji ve psikoterapi eğitimlerini tamamlamış işin uzmanlarına teslim etmemiz gerekir.

Tuzağa düşmemek içinse destek alacağımız uzmanın diplomasını, aldığı eğitimleri, hangi konuda uzman olduklarını çekinmeden sorabilmeli, gerekirse diplomalarını , sertifikalarını görmeyi talep etmeliyiz. Zira bundan birkaç yıl önce de “sahte psikolog” meselesi gündemdeydi.

Yanlış ve tuzak seçimlerle, her zaman sadece parası ve zamanı boşa giden şanslılardan olmayabiliriz bazen çok ciddi ruhsal hasarlar alabilir ve geri dönüşü olmayan bir yola girebiliriz.

Nevşehir Belediyesi sağlıklı yaşama teşvik ediyor

Nevşehir Belediyesi tarafından vatandaşları spor ile tanıştırmak, sporu sevdirmek, faydalarını anlatmak ve farkındalık düzeyini artırmak, Obezite ve hareketsiz yaşama dikkat çekmek, sağlıklı bir toplum yetişmesine katkı sağlamak amacıyla "Sağlığa Adım At" projesi başlatıldı. 18 yaş üzeri tüm vatandaşların ücretsiz olarak katılabileceği proje kapsamında 28 Temmuz 2019 tarihinde Gazi Stadyumu ve 04 Ağustos 2019 Pazar günü Kızıl Çukur Vadisinde çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Saat 18.30-20.30 arasında yapılacak olan etkinliklerde katılımcılara Diyetisyen Nazmiye Ceran ve Yaşam Koçu Tahir Aslan tarafından beslenme ve sağlıklı yaşam ile ilgili bilgilendirmeler yapılacak ve MedicalFitness Eğitmeni Erkan Aslan nezaretinde antrenman gerçekleştirilecek. Katılımcılar başvuru önceliğine göre tespit edileceği her bir etkinliğin 100 kişi ile sınırlı olduğu projeye katılmak isteyenler müracaatlarını Nevşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü Hizmet Binasında bulunan Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğüne şahsen ya da 0384 213 2370 numaralı telefondan yapabilecek. Katılımcılara, projenin anısına çeşitli hediyeler de verilecek. Belediye Başkanı Rasim Arı tarafından ise çekilecek kuraya göre 3 kişi check-up ile ödüllendirilecek.

Herkesin gıcık olduğu "sözde" mesleklerden birisi de YAŞAM KOÇLUĞU...

Herkesin gıcık olduğu "sözde" mesleklerden birisi de YAŞAM KOÇLUĞU... Kendi başını bağlayamaz, gelin başı bağlamaya kalkışır denilen türden bir takım adamlar ve de madamlar bu mesleği icra ediyorlar. Diyet yapacaksınız ama başaramıyorsunuz; onlar sizi motive edecekler bilmem kaç bin dolar karşılığında (Türk parasını da tanımazlar bu arada)... Yürüyüş yapıp, kilo vereceksiniz; sizinle birlikte yürürler ama sırayla değil, parayla... Eşiniz mi aldattı, sevgiliniz mi bıraktı?... Derdinize derman bulmak için yaşam koçları her yerde hazır ve nazır hemen yanınızda?... Bizim çocuklar doktor, mühendis olacağım diye onca emek verirken... Onlar kurnazlık kadrosundan; YAŞAM KOÇU ünvanıyla toplumsal yaşamda ön sırada... Ve onlara kanıp, onlardan medet umup, para kaptıran enayiler mangası da peşlerinde... Ekonomi Bilimi'nde; sektörler tarım-sanayi ve hizmetler sektörü olarak üç ana başlık altında toplanır da... Bir de marjinal sektör vardır; bunların yanında sosyal güvenceden yoksun kişilerin oluşturduğu topluluk... Ki bir lokma, bir hırka yasayan işportacıları, hamalları, bozacıları tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Günümüzde de bir baltaya sap olamamış kurnazlar için türetilmiş YAŞAM KOÇLUĞU olarak bilinen bu "sözde" işlere de "sosyetik marjinal sektör" desek nasıl olur acaba?... 80'lerin sonunda Bursa'da başladı orman yangınları... Üstelik ülkede ilk önce talan edildi Bursa'nın 1. dereceden değerli tarım toprakları... Yıllarca yazdık, bağırdık, haykırdık, yasaya başvurduk, yasa bizden yana kararlar aldı... Ama bu kararlar hiç uygulanmadı. Sonunda YEŞİL BURSA diye bir kent kalmadı. Oysa Yunan Bursa'dan Mudanya'ya dökülürken her yeri yaka, yaka kaçıyordu Bursa'dan, ama yine de Bursa ayakta kalmıştı. Ne yazık ki son yıllarda Bursa Suriyeli işgali altında; İstanbul gibi kayıp kentler arasında ilk sırada... Marmara Bölgesi bitti, bitirildi. Ve şimdi yeni hedef olarak; Ege Bölgesi seçildi, Vandallar İzmir'de, Aydın'da, Muğla'da... Gazi Mustafa Kemal; ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ'DİR diyerek Yunan'ı denize dökerken, ne yazık ki düşmanların en onursuzunu, en kindarını, en hıyanetini bırakmış arkasında... Ve onlar da ormanları ateşe veren, altın için dağları deşen, para için doğru yoldan şaşan ülke ve ulus düşmanları olarak her an, her yerde karşımızda... Menderes döneminde artan ilişkiler, derken Morrison Süleyman'la sıklaşan sevişmeler... Tarım ülkesi Türkiye'ye "sanayileşme" olgusunu öneren ve öğreten Amerika; bugün tarımsal dışsatımda dünya birincisi... Onun öğütleriyle ve öğretileriyle tarıma elverişli topraklarını sanayileşme uğruna yok eden Türkiye ise avuç açıyor yabandaki buğdaya, arpaya, darıya... Ve bir avuçluk ülke toprağıyla (üstelik bir bölümünü denizden çalmış olmasına karşın) Amerika'nın ardından ikinci sırada geliyor Hollanda; tarımsal üretim dışsatım pazarında... Sen istediğin kadar; bir lokmacık ülke, nedir ki değeri nazarımda diye dur... Osmanlı'dan lale soğanlarını bile aşırıp, bin türlü renge aşılayıp, marka yaptı ülkesinin adıyla... Sen yalnızca kafanı yor; Fener'in transferlerine ya da hangi tarikatın müridi olursam "garanti" girerim Cennet'e diye... Dünya dönüyor, gelişmiş ülkeler koşuyor daha güzel bir geleceğe... Üstelik dönüp bakmıyorlar bile geride kim kalmış, yokluğa ve sefalete kim dalmış, bil ki hiç umursamıyorlar seni... Ve yok sayıyorlar ülkenin başındakini... Ne yazık ki...

19 Ağustos 2019 Pazartesi

Yaşam koçu ne iş yapar?




Yaşam koçu kişinin farkındalığını arttırarak, kendini üçüncü bir göz gibi görmesini sağlamaktadır. Farkındalığı gerekli seviyelere yükselmiş kişi ve sonunda kendi iç dinamikleriyle kendine çözümler üretir hale gelecektir.

Yaşam koçu öncelikle kişiye gerçek sorununu tespit ettirir. Çünkü bazen sorun sanılan şey başka bir sorunun tetiklediği bir sonuç olabilmektedir. Yaşam koçu kişiyi bir seyahate çıkarırcasına sorunlarının etrafında gezmesini ve onları görmesini sağlar.

Kişinin kendi sorununu tespit etmesi hem kendini tanımlaması hem de çözüm noktasının başlangıcıdır. Yaşam koçu sorununu gören danışanını yine bir bilinçsel seyahat ile çözüm tarlasında gezdirerek çözüm tohumlarını ekmesini veya çözüm meyvelerini toplamasını sağlar.

Yaşam koçunun, kişinin kendi kendine sorununu tespit edip çözüm üretir hale getirilmesinde ki amacı, danışanın çözüme inanmasıdır. Çünkü danışan kendi sorununu net olarak tespit etmiş ve çözümünü de kendisi bulmuştur. Bu da sorunun çözümü için en önemli duygu olan inançla yola çıkacağını, yani çözümüne inanarak kendi tedavisi uygulayacağını göstermektedir. Yaşam koçu doğru yöntemlerle sorunun tespitini sağladıysa, inançla sürdürülen çözüm kaçınılmaz başarı sağlar.

Aldatırken Aldananlar




Bu tip insanlar kişiliği gelişmemiş insanlardır. Eşinin arkadaşının vs. takdirini almaya çalışır yaranmaya çalışır bunun için çabalar durur. Bağımlı kişilerdir. Sürülerinde lider olmak için her şeyi yaparlar anlattıkları çoğu hikâye yalandır. Üstelik birbirlerinin yalan söylediğini de bilirler onlar için fark etmez yalanda olsa güzeldir anlatılan hikâyeler.

Genelde ezik tiplerdir. Mutlaka birinin güzelliğinin başarısının altında ezilmişlerdir.

Aldatmayı severler ve aldatmak onlar için kendini ispatlamaktır. Aldatma hikâyelerini anlatmak onlar için statü sahibi olmaktır.  Aslında aldatmak bile onlar için kolay değildir.

Yaşam Koçu Sevil Tunç

Neden Doğru İnsanı Bulmak Zor



Doğru insanı bulmak neden zor istemiyoruz, inanmıyoruz ve sabırla ilerlemiyoruz.

HZ. Adem ve HZ. Havva dünyaya gönderilirken biri arap yarım adasına diğeri Hindistan yarım adasına gönderilmiştir. O kadar cok istiyorlar ki bir arada olmayı o kadar çok sabrediyorlar ki  20 – 25 yıl sonra bir araya geldiler.

İnsan iki parçadan oluşur biri beden biri ruh biz hepimiz ruh eşimizi arıyoruz ama bedensel özelliklerimize bakarak arıyoruz. Biz birlikte olucağımız insanı seçerken bize nasıl davrandığına değil etrafına nasıl davrandığına bakıyoruz. Aslında bize davrandığı önemli 2. si kul hakkına önem veriyormu 3. sü  merhametlimi ve ahlaktada problem yoksa sonraki adım  olarak ortak paylaşımlara bakmalıyız.

Doğru insanı bulduğumuz var sayarsak düzgün saygı ve sevgi çerçevesinde bir ilişki istiyorsak ; Ben sen değil biz olmak .

Biz olmanın sırrı da ilk tanıştığımızda neysek onu kaybetmemeliyiz. Bunlardan biri olmadığı taktirde kaçınılmaz sonu yaşarız.


24 Temmuz 2019 Çarşamba

Sevil Tunç'tan Mesaj

Yaşam Koçu Sevil Tunç Engelleri Aşabilmeyi Kendime Mesajda Şiir Tadında Anlatmışdır. 

Aşılması en zor olanı,
Kafamızda oluşturduğumuz engellerdir…
Gereksiz yere takıldığımız
Gözümüzde büyüttüğümüz
Bin bir bahane üreterek
Aslen beraber yaşamayı sevdiğimiz engeller…


Bitanem;
Sen gerçekten istedikten
Kendine inandıktan
Ve cesaretli olduktan sonra,
Önünde kim durabilir…

Eğer!
Yüreğin doğru olduğuna inanıyorsa
Amaçların için
Hayallerin için savaşmalı
Engel olarak gördüklerini
Öncelikle kafanda küçültmeli
Sonrada çıkış yollarını oluşturmalısın…
Eksilerle artıları yan yana getirip
Kendin için en doğru olanı
Yine ve sadece
Sen yapmalısın…

Unutma ki
Bu hayatta
Önce kendine inanmalısın
Gerisi zaten gelecektir…

Sevil Tunç ve Berat Aşıcıoğlu 'nun Sohbeti



Yaşam Koçu Sevil Tunç İlişkilerde Yapışan En büyük Hataları Anlatıyor.

23 Temmuz 2019 Salı

Yaşam Koçu Ne Yapar ? Kimler Yaşam Koçluğu Alabilir?

“Bir yaşam koçu, bize yapabileceklerimizi yaptıran kişidir.”

Tanıştığım, konuştuğum birçok kişinin bana ortak bir sorusu var.

“Yaşam koçu ne yapar? Kimler yaşam koçluğu alabilir?

Öncelikle şu soruya cevap vermemiz gerekir.

Koçluk mu, danışmanlık mı, terapi mi?

Terapiler ve yaşam koçluğu arasında bağlantılar vardır ama bağlantılar tarzda, metodolojilerde, tekniklerde ya da çalışma araçlarında değildir. Neden ve sonuçtan türerler.

Yaşam koçlarının müdahale becerisi olsa bile, daima danışanlarını terapi yardımı almak için bu konuda eğitimli ve profesyonel meslek mensuplarına yönlendirmelidirler.

Koçluk, danışmanlık ve terapi arasındaki farkları tespit etmek için, kimi zaman bir yanlışlık sonucu koçlukla karıştırılan prosedürlerin genel bir açıklamasını yapmak gerekir. Bunlar, danışmanlık, psikoterapi, NLP, (bir sonraki yazımın konusu NLP nedir, NLP ile neler yapılabilir?) hipnoterapi ve psikiyatriyi kapsar.

Yaşam koçluğu beden ve akıl hastalıklarırı ile ilgilenmez.

Müşterilerin hayat içinde huzursuzlukları ya da memnuniyetsizliklerini gidermede veya hafifletmede yardımcı olur. Onlara özsaygı sorunlarında ve arzularına amaçlarına ulaşma konusunda yardımcı olur.

Bir yaşam koçu öncelikle danışanı çok iyi analiz ederek, danışanın zihin yapısını ve nasıl düşündüğünü anlar.

Danışanın kişilik haritasını çıkartarak, doğru ve yanlışlarını görmesine yardımcı olur.

Yaşam koçu, danışanın kendini yeniden şekillendirme sürecinde yol haritası çizer. Danışanını büyük bir ilgi ve dikkatle dinler.

Danışanın elindeki kartları alıp, en iyi şekilde oynamasına, bazen oyunun kurallarını değiştirmesine ya da daha iyi bir oyun kurmasına yardımcı olur.

Yaşam koçu, danışanında yeni, güçlü, pozitif duygu ve düşünceler yaratarak onun değişimini destekler.

Yaşam koçu, danışanına sorumluluk verir. Danışanını asla yargılamaz, eleştirmez ve zorlamaz. Danışanına daima enerji, güç ve motivasyon sağlar.

Yaşam koçu seanslarda ve çalışmalarında sıfır sorumluluk alır. Çünkü bir yaşam koçu asla danışanını yönlendirmez, yönetmez, asla akıl vermez. Yaşam koçluğu çalışmalarında tüm sorumluluk danışandadır.

Bir yaşam koçu güçlü bir motivasyon ustasıdır. Her seansta danışanını daha güçlü ve kendine güvenen bir insan haline getirmek için onu motive eder.

Yaşam koçu, danışanına akıllı sorular sorarak, danışanının farkındalığını geliştirir. Koçluk seansları esnasında danışanının itirazlarını iyi çözümler. Koçluk seansları danışanın gösterdiği dirençleri ustalıkla çözer.

Yaşam koçu danışanı ile sohbet halinde olur. Bu sohbetler ile danışanın dünyasına girer, onunla uyumu yaratır. Empatik bir dinleyicidir.

Yaşam koçu danışanının duygusal banka hesabına güven, anlayış ve sevgi yatırarak, danışanına psikolojik oksijen verir. Zira bilir ki, karşısındaki insanın tek isteği anlaşılmak, sevilmek ve saygı duyulmaktır.

Kimler yaşam koçluğu alabilir?

- Hayatlarını daha mutlu ve doyumlu yaşamak isteyenler.

- Hayatlarında çözümleyemedikleri bir konu olanlar.

- Kariyerini değiştirmek veya geliştirmek ve yeni kararlar almak isteyenler.

- Sınavlara hazırlananlar.

- Emekli olup, bunalıma girenler.

- Boşanmış olup, bunalımda olanlar.

- Hayatlarındaki stres ile baş edemeyenler.

- Meslek seçiminde kararsızlık yaşayanlar.

- Hayatlarını planlamakta güçlük çekenler.

- Hayallerini ve hedeflerini gerçekleştiremeyenler.

- Her türlü ilişki problemi yaşayanlar. (İş, eş, aşk, arkadaşlık v.s.)

- Hayatına yenilik katmak isteyenler.

- Yaşamlarında aynı kısır döngü tekrar edenler. (Örneğin, sürekli aldatılıyorum, işten atılıyorum, para kaybediyorum, sosyal fobim var, özgüven eksikliğim var v.s.)

- Hayatlarındaki karmaşadan rahatsız olanlar.

- Evliliklerinde ve ilişkilerinde tatmin edici bir seviyeye gelmek isteyenler.

- Dengeli, sağlıklı ve doyumlu bir yaşam sürmek isteyenler.

- 12 yaşın üzerindeki herkes yaşam koçluğu alabilir.

Diyabetle Yaşam Koçluğu Seansı Nedir?

Herkese merhaba,

Koçluğun evrensel olarak metodolojisi aynıdır .Koçluk yapan kişinin, profesyonel bir eğitim sürecinden geçip, kendisini Koçluk mesleğini geliştirmeye adamış olan, Uluslararası Koçluk Federasyonuna üye olması, sürekli eğitimlerle kendini desteklemesi ve koçluk prensiplerini ,yaşam prensipleri haline getirmiş olması gerekir. Sonrasında kişiler, ilgi alanlarına göre spesifik konular seçip, uzmanlaşabiliyorlar.(Marka Koçluğu, iletişim koçluğu spor koçluğu,yaşam koçluğu) gibi..

Diyabet yönetiminde özellikle Amerika'da merkezlerde " Diabetes Life Coach" takımın parçasıdır. Doktor tedavi sürecini yönetir, hemşire (consultant) , bu süreç ile ilgili eğitim verir, psikolog sorunlarla ilgilenebilir. Koç ise hedef_çözüm odaklı çalışır. Benim için önemli olan, karşı tarafı harekete geçirip, motive edebilmektir. Bu amaçla kişinin hem diyabet hem de diyabetle yaşam alanlarına bakılır. Hangi noktada? Neleri daha iyi yapmak istiyor? gibi güçlü sorularla, diyabetlinin ihtiyacı ve çalışmak istediği alana göre başlanır.

Koçlukta tanışma yani kimya seansı dediğimiz ilk seans ücretsizdir. Diyabetli koçluktan ne bekliyor, koç neler yapabilir? Bu yolda beraber çalışabilecekler mi? Bu noktalara bakılır.

Özetle, Diyabetle Yaşam Koçu, diyabeti anlatmaz, öğretmez. Kendi teknikleri ile öğrenmesi için ilgili kişilere gitmesini sağlayabilir. Onunla beraber bu yolculukta motivasyon arkadaşıdır. Sadece diyabetli isterse, koç izin alarak, kendi tecrübelerinden yine koçluk bakış açısı ile mentörlük yapabilir.


12 Temmuz 2019 Cuma

Sevil Tunç Anlatıyor...



Bazı şeylerin olması imkansız gibi gelse de, imkansızı gerçekleştiren çok büyük bir güce sahipsin...
Yeter ki Gerçekten iste... Yürekten inan... Sabırla ilerle...

Resort Danışmanlık ile engelleri daha kolay aşın


Sadece kişisel farkındalık yaratıp sizin kendinizin farkında olmanızda size yardım eden ,geçmişinizi sorgulamayan , yargılamayan ,sırtınızda yük hissettiğiniz ne varsa aslında onların mecburiyetiniz olmadığını  keşfetmenizi sağlayan bir alan. Hacer Bülbül ile  sohbetimiz çok keyifliydi, kendisiyle barışık insanları zaten hep sevmişimdir. Bu güzel sohbeti keyifle okuyacağınızdan emin olabilirsiniz.


EN SAĞLAM SIÇRAYIŞLAR EN SAĞLAM DİBE VURUŞLARDAN SONRA BAŞLAR

Kendi hayatında yaşanmışlıklarından yola çıkarak hayat hikayesi ile mesleğini bütünleştirerek açıklamalarda bulunan Yaşam Koçu Hacer Bülbül, “Hacer Bülbül Gaziantep’in İslahiye ilçesinin köyünde doğdum, Belirli bir döneme kadar ordaydım. Hayatımı değiştiren şey kanser hastalığım oldu. Kanserin basit bir türü olan tiroid kanseriydim ben. Şemsi Tebriz’inin çok güzel sözleri vardır. Hayatım alt üstü oldu diye dönüp ağlarsın da hayatın altının üstünden iyi olmadığını nerden biliyorsun? İnsanlar olumsuzluklarını yaşadıklarında dövünüp ağlarlar. Ama bilmezler ki o olumsuzluklar insanın hayatına öyle bir dokunur ki öyle bir sıçrayışlar yaptırır ki. En sağlam sıçrayışlar en sağlam dibe vuruşlardan sonra başlar. Nitekim bu durum bende de öyle oldu. Küçük yaşta gelin olanlardanım. Çocuk yaşta anne olanlardanım. Hastalıkla birlikte her şeyimi kaybettiğimi zannetmiştim fakat sonrasında şu soruyu kendime sordum ! Olumsuzlukları tecrübe olarak almak mı gerek yoksa oturup dövünüp ağlamak mı gerekti. Ben tecrübe olarak almayı kabul gördüm. En büyük destekçim anne babam oldu” diye konuştu.

YAŞAM KOÇLUĞU İÇİN EĞİTİMLERİMİ BERNA TÜRKÖVER’DEN ALDIM

Yaşam koçluğu alanında almış olduğu kişisel eğitimlerden bahseden Bülbül, “Berna Türköver’den eğitimlerimi aldım. Kişisel gelişimde kendini çok geliştirmiş bir hocamız. Berna hanımdan yaşam koçluğu eğitimini aldım. İstanbul NLP’nin kurucusu kendisi. Yaşam koçluğu eğitimini aldıktan sonra eğitim öğrenci koçluğunu aldım. NLP’yi aldım. Kurumsal yönetici koçluğu aldım sonra ilişki koçluğunu aldım” ifadelerine yer verdi.

BAŞARININ TEK YOLU İNANMAKTAN GEÇİYOR

Alınan hizmette başarının tek adresinin önce inanmaktan geçtiğine dikkat çeken Bülbül, “Yaşam koçluğu kişisel gelişime yönelik bir meslektir. Psikoloji ile yaşam koçluğunun pek bir ilişkisi yoktur. Psikolojik olarak danışmaya gelen hastaları biz doğrudan psikiyatri ve psikoloğa gönderiyoruz. Kurumumuzda çalışan psikoloğumuz da mevcut. Eğer hastanın durumu daha ağırsa dışarıdan psikiyatriye yönlendiriyorum. Resort danışmanlıkta her şey asla ama asla para olamaz. Biz gerçekten iyi bir sonuç alacağımıza inandığımız insanlara zaman ayırıyoruz. Önemli olan inançlı olması gerek. Bir işe yaramayacak mantığı ile başlanılan yolda ne enerji harcarsanız harcayın sonuca ulaşamazsınız. Abartı olmasın ancak bana gelip de bu zamana dek fayda görmeyen insan yoktur. Ben fazlasıyla mükemmeliyetçiyim. Yaşam koçu yönetmez, yönlendirmez güçlü soru sorma sanatıdır yaşam koçluğu. Güçlü sorulara danışan cevap verirken aslında derinlemesine düşünmek durumunda kalır. Bazen kendimizle yüzleşmeyiz ya bunları düşünürken aslında kendimizle yüzleşiyoruz. Her zaman şunu diyoruz: bir daha denesen ne kaybedersin ki. Bunu sorularla yapıyoruz” açıklamalarına yer verdi.

DÜŞÜNCE GÜCÜ İLE BAŞARIYORUZ

Düşünce gücü ile danışanlarına neleri başartabildiklerini açıklayan Bülbül, “Düşünce gücü ile insan her şey yapabiliyor. Vücutta bir makine gibi düşünen beyin var. Bu makineye bir makinist olmadığı zaman ne işe yarar ki. Düşüncelerinizi yönetmeye başladığınız zaman kişi neler yapabileceğinin farkına varır. Biz tam da bu hususta danışanlarımız için devreye giriyoruz. Danışanlarımıza uyguladığımız seanslarlahayatta neler yapabileceklerini neleri başarabileceklerini kendilerine ispat ediyoruz ve kendilerini buna inandırıyoruz” dedi.

DANIŞANLARIMIZI GERÇEKLERLE YÜZ YÜZE GETİRİYORUZ

Danışanlarını korktukları gerçeklerle yüz yüze getirdiklerini söyleyerek danışanların cesaretlendirildiğine dikkat çeken Bülbül, “Yaşam koçluğu yol arkadaşlığıdır. Hayat bir süreçtir. Bu süreçte bazen gediklerimiz oluşur ve bu gediklere düşebilir ve çaresiz kalabiliriz. Geçmişe yönelik de geleceğe yönelik de içine düşülen tüm gediklerde unutulmamalıdır ki yaşam koçu yol arkadaşınızdır ve sizi o gedikten çıkartır. Yaşam koçluğunda genel olarak özgüveni olmayanlar, kendileri ile geçmişte ciddi sıkıntılar yaşamış olanlar, ayrılmış olanlar, yolunu yöntemini bilmeyenler önemli hizmetler alabilir. Kişileri biz burada gerçeklerle yüz yüze getiriyoruz. Çünkü danışan gerçeklerle yüzleşmek için ilk etapta kendisinde o cesareti göremiyor” dedi.